Ana Sayfa

Suçlu Hoşnutsuzluklar: Sevmediğimiz Ama Sevmemiz Gerektiğini Düşündüğümüz Şeyler

1 dk okuma

“Suçlu zevk” (guilty pleasure) kavramının tersi olan “suçlu hoşnutsuzluk” (guilty displeasure), kişinin aslında sevmediği ancak kimliği, sosyal çevresi veya mesleği gereği sevmesi gerektiğini düşündüğü şeyleri ifade eder. Makale, bu kavramı kişisel örnekler üzerinden açıklıyor. Yazar, Paris Hilton hayranı olmayı seven ama kendini bu tür bir hayranlığa yakıştıramayan birinin yaşadığı “suçlu zevki” örnek göstererek, “suçlu hoşnutsuzluğun” ise tam tersi bir durum olduğunu belirtiyor.

Yazarın kendi “suçlu hoşnutsuzlukları” arasında opera, eski filmler ve şiir yer alıyor. Kendisini “yüksek kültür” meraklısı bir snop olarak tanımlayan yazar, klasik müzik, tiyatro ve sanatsal (modern) filmleri sevmesine rağmen, bu sanat formlarından bazılarını gerçekten beğenmediğini itiraf ediyor. Opera dinlerken enstrümantal kısımları beklediğini, eski filmleri izlerken Wikipedia özetlerini okuduğunu ve şiir alıntılarını atladığını dile getiriyor. Bu durumun, kendi kimliğiyle çeliştiğini hissetmesinden kaynaklandığını vurguluyor.

“Suçlu hoşnutsuzlukların” sadece kişisel tercihlerden değil, aynı zamanda sosyal çevreden veya mesleki beklentilerden de kaynaklanabileceği belirtiliyor. Örneğin, ailesi spor seven birinin spordan hoşlanmaması veya bir kariyer seçtikten sonra mesleğin bazı temel kısımlarını gerçekten sevmediğini fark etmesi gibi durumlar, bu tür hoşnutsuzluklara yol açabilir. Yazar, opera şefi bir arkadaşıyla yakınlaştıktan sonra operaya karşı duyduğu hoşnutsuzluğun suçluluk hissini artırdığını da ekliyor.

İçgörü

Kişinin kimliği, sosyal çevresi veya mesleki beklentileriyle çelişen, aslında sevmediği şeylere karşı duyduğu hoşnutsuzluk hissi, bireysel ve sosyal dinamikler hakkında önemli ipuçları sunar.

Kaynak