1968 yılının sonlarında, Vietnam Savaşı konusunda danışmanlık yapmak üzere Henry Kissinger ile bir araya gelen Daniel Ellsberg, Kissinger'a önemli bir uyarıda bulunur. O dönemde Pentagon ve Rand'de çalışmış, savaş konusunda saygın bir analist olan Ellsberg, Kissinger'ın yeni edineceği "çok gizli ötesi" özel yetkilendirmelerin bir kişinin üzerindeki psikolojik etkilerini anlatır. Ellsberg, Kissinger'a, daha önce varlığından bile haberdar olmadığı bu bilgilere erişmenin onu nasıl etkileyeceğini adım adım açıklar.
İlk olarak, bu yeni bilgilere sahip olmanın getirdiği büyük bir coşku yaşanacağını belirtir. Ancak bu coşku hızla, yıllarca bu konuları çalışmış, yazmış ve analiz etmiş olmasına rağmen bu bilgilere sahip olmadığı için kendini aptal hissetme duygusuna dönüşecektir. Özellikle, bu bilgilere erişimi olan ancak sırrı iyi saklayan meslektaşlarıyla on yıl boyunca dirsek teması kurmuş olmanın şaşkınlığını yaşayacaktır. Bu aptallık hissi yaklaşık iki hafta sürecek, ardından kişi bu gizli kütüphaneye alışacak ve artık bu bilgilere sahip olmayan herkesi aptal olarak görmeye başlayacaktır.
Ellsberg, daha uzun vadede, yaklaşık iki üç yıl içinde, bu bilgilerin sınırlılıklarının farkına varılacağını da ekler. Bu bilgilerin her şeyi anlatmadığını, sıklıkla yanlış olabileceğini ve tıpkı sıradan bir gazete gibi yanıltıcı olabileceğini öğrenmek zaman alacaktır. Ancak bu süreçte, kişinin dışarıdan bilgi edinme yeteneği ciddi şekilde körelecektir. Bu uyarı, gizli bilgilerin sadece devlet politikalarını değil, aynı zamanda bireylerin algılarını ve karar alma süreçlerini nasıl şekillendirdiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır.
Gizli bilgilere erişimin bireylerin algılarını, özgüvenlerini ve diğer insanlara bakış açılarını nasıl radikal bir şekilde değiştirebileceğini gözler önüne seriyor.