"Spektrumda olmak" ifadesi otizmle özdeşleşmiş olsa da, bu kavramın ardında yaygın bir yanlış anlama yatıyor olabilir. "Spektrum" fikri, otizmli bireylerin benzer deneyimlere ve davranışlara sahip olduğunu, yalnızca bunların derecesinin farklılaştığını öne sürer. Ancak gerçeklik, bu düşünceden çok daha karmaşıktır. Bazı otizmli bireyler hiç konuşmazken, bazıları aşırı konuşkan ve son derece akıcı olabilir. Kimileri parlak ışıklara ve gürültüye karşı aşırı hassasken, kimileri tam tersi tepkiler verebilir. Kimi bireyler katı rutinlere ve el çırpma gibi tekrarlayıcı hareketlere sahipken, diğerleri daha esnek olabilir ancak Tudor tarihi veya Rubik küpleri gibi "özel ilgi alanlarına" yoğun zaman ayırabilir. Otizmin bu inanılmaz çeşitliliği, araştırmacılar için uzun süredir bir zorluk teşkil etmiştir.
Son zamanlarda yapılan çeşitli çalışmalar, otizm terimi altında genetik ve beyin aktivitesi kalıplarıyla desteklenen belirgin gruplar, yani alt tipler olduğunu ortaya koyarak önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Araştırmacılar, bu alt tiplerin otizmli bireylerin daha iyi, kişiselleştirilmiş destek almalarına ve kendilerini daha iyi anlamalarına nasıl yardımcı olabileceğini araştırıyorlar. New York'taki Weill Cornell Medicine'dan nörobilimci Conor Liston, "Deneyimlerinin nereden kaynaklandığını anlamak için artık daha somut bir temel var," diyor.
Ancak bu, araştırmacıların otizmi farklı biçimlere ayırmaya çalıştığı ilk deneme değil ve bazı savunucular, bu alt tiplerin toplumda nasıl yankı bulacağı konusunda temkinli yaklaşıyor. Durham Üniversitesi'nden psikolog Amy Pearson, "Alt tiplemenin değerden bağımsız olduğunu düşünebilirsiniz, ancak bazıları için durum hiç de öyle değil," diyor. Nöroçeşitlilik bilincinin artması, otizm teşhis oranlarının yükselmesine yol açmıştır. Geleneksel olarak göz ardı edilen kadın ve kız çocuklarında otizmin farklı şekillerde ortaya çıkması, özellikle sosyal motivasyonlar ve davranışlar açısından, bu artışta önemli bir rol oynamaktadır. Spektrum fikri, teşhise yönelik kapsayıcı bir yaklaşım sunarken, davranış ve deneyimlerdeki büyük farklılıkları açıklama ihtiyacı, bu kavramın sınırlarını da ortaya koymuştur.
Otizmin karmaşık yapısını daha iyi anlamak, bireyselleştirilmiş destek ve tanı yöntemlerinin geliştirilmesi için kritik bir adımdır.