Çevresel Çalışma Grubu (EWG) bilim insanları tarafından yapılan yeni bir hakemli araştırmaya göre, bazı meyve ve sebze türlerini tüketmek, insanların vücutlarında tespit edilen zararlı pestisit seviyelerini artırabiliyor. Pestisitler, kanser, üreme sistemi sorunları, hormon bozuklukları ve çocuklarda nörotoksisite gibi ciddi sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilmiştir. Bu kimyasalların kalıntıları genellikle ürünlerde tespit edilmekte ve tüketiciler için maruz kalma endişeleri yaratmaktadır. Çalışma, beslenme yoluyla pestisitlere maruz kalmanın insan sağlığını nasıl etkileyebileceğine dair gelecekteki araştırmalara ışık tutabilir. EWG bilim başkan yardımcısı ve çalışmanın baş yazarı Alexis Temkin, "Bulgular, yediklerimizin vücudumuzdaki pestisit seviyesini doğrudan etkilediğini pekiştiriyor," dedi.
Uluslararası Hijyen ve Çevre Sağlığı Dergisi'nde yayımlanan bu çalışmada, EWG bilim insanları 2013-2018 yılları arasındaki Tarım Bakanlığı'nın ürünlerdeki pestisit kalıntı verilerini topladı. Bu veriler, 2015-2016 yıllarına ait Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'nin Ulusal Sağlık ve Beslenme İnceleme Anketi'ne (NHANES) katılan 1.837 kişinin beslenme anketi yanıtları ve idrar biyomonitöring bilgileriyle birleştirildi. Bu verileri kullanarak, EWG, insanların yedikleri meyve ve sebzelere ve bu ürünlerdeki pestisit seviyelerine dayanarak maruz kalmayı tahmin etmek için bir "beslenme pestisit maruz kalma skoru" oluşturdu. Pestisit miktarları, her bir kimyasalın ne sıklıkta ve ne kadar tespit edildiği, konsantrasyonu ve toksisitesi faktörleri göz önüne alınarak belirlendi.
Bilim insanları daha sonra maruz kalma skorlarını, katılımcıların idrarındaki organofosfatlar, piretroidler ve neonikotinoidler olmak üzere üç ana sınıf için 15 pestisit biyobelirteciyle karşılaştırdı. Sonuçlar, insanların tükettiği belirli ürünler ile idrarlarında tespit edilen pestisit seviyeleri arasında açık bir bağlantı olduğunu ortaya koydu. Özellikle çilek, ıspanak ve dolmalık biber gibi daha yüksek pestisit kalıntısı içeren meyve ve sebzeleri daha fazla tüketen katılımcıların idrarlarında, daha düşük pestisit kalıntısı içeren ürünleri tüketenlere göre önemli ölçüde daha yüksek pestisit seviyeleri bulundu. Bu bulgular, diyetin pestisit maruziyetinin birincil itici gücü olduğunu vurgulamakta ve bu maruziyetin zamanla insan sağlığını nasıl etkileyebileceğine dair gelecekteki araştırmalar için bir temel sağlamaktadır. Özellikle küçük çocuklar ve hamile bireylerin bu tür maruziyetin zararlarına karşı daha duyarlı olduğu belirtildi.
Bu çalışma, günlük beslenme alışkanlıklarımızın vücudumuzdaki kimyasal yükü doğrudan etkilediğini ve gıda seçimlerimizin sağlık üzerindeki potansiyel uzun vadeli etkilerini gözler önüne seriyor.