Ars Technica'nın Jef Raskin hakkındaki makalesi, onun "insancıl bilgisayar" arayışını ve bu arayışın karşılaştığı çıkmazları ele alıyor. Raskin, makineleri daha basit, daha nazik ve insanların düşünme biçimleriyle daha uyumlu hale getirmeyi amaçlayan bir tasarımcıydı. Onun hikayesi sadece Apple'ın hikayesi değil; John Markoff'un "What the Dormouse Said" adlı eserinde kronikleşen, bilgisayarları ofis araçları yerine düşünce araçları ve özgürleşme enstrümanları olarak gören Bay Area geleneğinden geliyordu. Bu bağlamda, Canon Cat ve Raskin'in diğer projeleri, insancıl idealin ne kadar ileri gidebileceğinin ve ticari bilişimin sınırlarına ne kadar çabuk takıldığının bir kanıtıdır.
Apple o zamanlar Raskin'in vizyonunu gerçekleştiremedi ve bugün de hiçbir büyük platform şirketi bunu tam olarak başaramıyor. Bu durumu anlamak ve Raskin'in insancıl bilişim hakkında bize hala ne anlattığını görmek için, onu ait olduğu daha uzun bir soy ağacına yerleştirmemiz gerekiyor. Bay Area karşı kültürü, erken kişisel bilişimi şekillendirdi; LSD, komünler, sistem teorisi ve Engelbart'ın "augmentation" deneyleri gibi unsurlar modern dünyanın çoğunu yaratan garip bir sahneyi bir araya getirdi. Bu vizyonerler, bilgisayarların sadece iş otomasyonu veya bilimsel hesaplamalar için değil, bilinci genişletmek ve insanların düşünme ve çalışma biçimlerini yeniden şekillendirmek için kullanılabilecek özgürleşme makineleri olabileceğine inanıyorlardı.
Raskin de bu akımın bir parçasıydı. Apple'dan önce bir sanatçı ve müzisyendi ve makine mantığına karşı hümanist bir şüpheciliği tasarım laboratuvarına taşıdı. Modeless, öngörülebilir, düşük sürtünmeli ve insanı ön planda tutan insancıl arayüzleri savundu. O, kendi başına bir peygamberden ziyade, aynı dokunun bir başka ipliğiydi. Ancak, diğer figürlerden farklı olarak, bu idealleri laboratuvardan çıkarıp ticari ürünlere taşımaya çalıştı, bu da onun vizyonunu hem taşıdı hem de bir ölçüde daralttı.
Jef Raskin'in "insancıl bilgisayar" vizyonu, ticari kaygılar ve teknolojik sınırlamalar karşısında tam olarak gerçekleşemese de, günümüzdeki kullanıcı deneyimi ve arayüz tasarım yaklaşımlarına hala ilham vermektedir.