Yeni yapılan kapsamlı bir bilimsel araştırma incelemesi, dürtüsel şiddet eylemlerinde bulunan bireylerin, şiddete başvurmayan kişilere kıyasla zeka testlerinde daha düşük puanlar alma eğiliminde olduğunu ortaya koydu. Bu bulgular, düşük entelektüel yeteneklerin insanların çatışmaları barışçıl yollarla çözmesini zorlaştırabileceğine dair kanıt sunarken, zekanın karmaşık davranışsal yapbozun yalnızca bir parçası olduğunu vurguluyor. Araştırma, "Intelligence" dergisinde yayımlandı ve saldırganlık ile şiddeti tetikleyen temel faktörleri anlama çabalarına önemli bir katkı sağlıyor.
Farklı disiplinlerden bilim insanları, saldırganlık ve şiddetin altında yatan faktörleri anlamak için onlarca yıl harcadı. Geçmiş araştırmalar, düşük bilişsel yeteneklerin genel suç davranışlarıyla bağlantılı olduğunu gösterse de, zeka ile başkalarına yönelik şiddet eylemleri arasındaki spesifik ilişki daha az netti. Bu bilgi boşluğu, araştırmacıları belirli saldırganlık türlerine daha yakından bakmaya yöneltti. Araştırmacılar, şiddet eylemlerinde bulunan kişilerin tutarlı bir şekilde daha düşük entelektüel yeteneklere sahip olup olmadığını ve bu durumun sözel beceriler ve sözel olmayan problem çözme gibi zekanın farklı bileşenleri için de geçerli olup olmadığını anlamak amacıyla yeni bir inceleme gerçekleştirdi.
Valencia Üniversitesi'nden psikobiyoloji profesörü Ángel Romero-Martínez, bu çalışmanın temel motivasyonunun, şiddetin gerçekten zeka katsayısı (IQ) ile ilişkili olup olmadığını veya bağımsız bir faktör olup olmadığını değerlendiren sistematik bir analizin eksikliği olduğunu belirtti. Yapılan meta-analiz, özellikle reaktif şiddetin bilişsel yeteneklerden bağımsız olmadığını, aksine onlardan önemli ölçüde etkilendiğini gösterdi. Bu bağlantıyı netleştirerek, bilim insanları daha iyi rehabilitasyon programları tasarlamaya yardımcı olabilecek bilgiler toplamayı umuyor. Çalışma, 5.000'den fazla makale arasından seçilen 131 ampirik çalışmanın verilerini bir araya getiren sistematik bir inceleme ve meta-analiz yöntemiyle gerçekleştirildi.
Bu bulgu, şiddet davranışlarının altında yatan bilişsel faktörleri anlamak ve daha etkili rehabilitasyon programları geliştirmek için önemli bir adım sunuyor.