Müzik, insan zihninin saydığının farkında olmadan deneyimlediği bir hazdır ve bu hazzın temelinde akort sistemleri yatar. Bir akort sistemi, bir müzik gamındaki notalar arasındaki frekans oranlarını belirler ve farklı müzik türleri için en uygun sistemler değişiklik gösterir. Orta Çağ'dan günümüze kadar, yeni müzik stilleri akort sistemlerindeki matematiksel yeniliklerle el ele ilerlemiştir. Bu makale, Pisagor akordundan günümüzün en yaygın sistemi olan equal temperament (eşit mizaç) gibi Batı müziğinin en önemli ve güzel sistemlerinden bazılarına odaklanmaktadır. Piyano klavyesindeki 12 notalı tekrar eden desenin (7 beyaz, 5 siyah tuş) müzikal önemine değinilir; bu düzen, notaların yerini takip etmeyi kolaylaştırmanın yanı sıra, farklı gamların (majör, minör) oluşumunu da sağlar.
Makale, notaların adlandırılmasının tarihçesine, Boethius'a kadar uzanan kökenlerine ve A, B, C gibi harf isimlerinin nasıl ortaya çıktığına da değinir. Başlangıçta A notasından başlayan ve sadece beyaz tuşları kullanan gamların, notalar arasındaki düzensiz aralıklar nedeniyle farklı sesler çıkardığı belirtilir. Günümüzde ise genellikle C notasından başlanarak en popüler olan majör gamın elde edildiği vurgulanır. İyi müzisyenlerin istedikleri yerden başlayarak farklı sesler elde edebildiği, ancak C majör gamının "vanilya dondurması" gibi yaygın ve temel bir başlangıç noktası olduğu ifade edilir. Makale, müziğin sadece sanatsal bir ifade değil, aynı zamanda derin matematiksel prensiplere dayanan bir yapı olduğunu gözler önüne seriyor.
Müziğin estetik ve duygusal derinliğinin altında yatan matematiksel yapıları ve akort sistemlerinin tarihsel evrimini anlamak, hem müzik teorisine hem de genel bilimsel düşünceye yeni bir bakış açısı sunar.