1990'ların başlarında video oyun endüstrisi, 3D grafiklerin yükselişiyle büyük bir dönüşümün eşiğindeydi. Arcade salonları, devasa bütçeler ve son teknoloji donanımlarla ev konsollarından çok daha üstün 3D deneyimler sunuyordu. Ancak 5. nesil konsolların piyasaya sürülmesiyle bu durum değişti. Bir zamanlar sadece arcade'lere özgü olan 3D donanım özellikleri, artık ev konsollarında da erişilebilir hale geldi. Bu, pahalı arcade makinelerinin sürdürülemez hale gelmesine yol açtı ve sektör, daha uygun maliyetli çözümlere yöneldi.
Daha ucuz ev konsolu donanımları, arcade salonlarının düşüşünü hızlandırdı. Oyuncuları arcade'lere çekecek benzersiz deneyimler azaldı ve popüler arcade oyunları, ev konsollarında yüksek kaliteli portlarla oynanabiliyordu. Dreamcast ve PlayStation 2 ile 6. nesil konsolların gelmesiyle, birçok arcade devi ev konsolu projelerine kaydı. Sega da bu dönemden en çok etkilenen şirketlerden biriydi. 1990'ların en büyük arcade hitlerini üretmiş olsalar da, bir dizi hata ve yanlış hesaplama ile düşüşe geçen arcade sektörü onları iflasın eşiğine getirdi. 2002'de Dreamcast'in PlayStation 2 karşısında yenilmesiyle Sega, ayakta kalabilmek için oyunlarını eski rakiplerinin donanımlarına port etmeye başladı.
Ev pazarı kaybedilmiş olsa da, durgunlaşan arcade sahnesi Sega'ya bir fırsat sundu. Hala efsanevi arcade geliştirme ekiplerine sahiplerdi ve bu ekipleri yeni bir arcade hit dalgası yaratmak için kullanabilirlerse, yeni bir arcade çağında hakimiyet kurabilirlerdi. Ancak Sega'nın kaynakları kısıtlıydı. Bu nedenle, sadece beş yıl önce düşünülemez sayılacak bir adım atarak Nintendo ile GameCube tabanlı bir arcade platformu geliştirmek üzere iş birliği yaptılar. Bu ittifaka, başka bir coin-op devi olan Namco da katıldı. Üç şirket, Triforce adını verdikleri bu ortak misyon için bir araya geldi.
Oyun sektöründeki rekabetin ötesine geçerek Sega, Nintendo ve Namco'nun bir araya gelmesi, arcade pazarını canlandırma çabalarında önemli bir dönüm noktası olmuştur.