Ana Sayfa

Stanford'ın Cesaret Ruhu Nereye Kayboldu?

1 dk okuma

Stanford kampüsünde yaygın bir söz vardır: "Y Combinator'a girmek, gerçek bir iş bulmaktan daha kolaydır." Yazar, bir arkadaşının Stanford öğrencilerinin "korkak" olduğunu söylemesiyle bu düşünceyi sorgulamaya başlar. Makale, günümüz Stanford öğrencilerinin 20 yıl önceki cesur ve yenilikçi ruhundan uzaklaştığını iddia ediyor. Eskiden öğrenciler McKinsey unvanı veya yüksek maaş yerine inançları uğruna risk alırken, bugün durum farklı. Yazar, 90'lardaki Lake Lagunita Adası efsanesi gibi örneklerle Stanford'ın eski cesur ruhunu hatırlatıyor.

Ancak günümüz kampüsünde bu cesaret rüzgarı durmuş durumda. Yazar, Orwellvari bir otosansür ikliminin hakim olduğunu, grup düşüncesinin ödüllendirildiğini ve cesaret göstermenin cezalandırıldığını belirtiyor. Örneğin, öğrenciler popüler olmayan görüşlerini dile getirdikleri için sosyal listelerden çıkarılıyor veya yemek davetlerinden mahrum bırakılıyor. Yargıç Stuart Kyle Duncan'ın protestocular tarafından susturulması gibi olaylar, bu grup düşüncesi kültürünün patlamasını gösteriyor. Yazar, sansürün sadece bir belirti olduğunu, asıl sorunun korkaklık olduğunu vurguluyor: öğrenciler risk almanın cezalandırıldığını öğreniyor ve bu yüzden inançlarının peşinden gitmek yerine güvenli "ideal" sonuçları optimize ediyorlar.

Bu durum, öğrencilerin kampüsü özgeçmişlerine ekleyecekleri maddeler için bir "çöpçü avı" gibi görmelerine yol açıyor. ASES, BASES, Stanford Consulting gibi rekabetçi organizasyonlara toplu halde başvurarak işe alımcılarla özel erişim ve özgeçmişlerini zenginleştirecek profesyonel gelişim etkinlikleri vaat eden yolları tercih ediyorlar. Sonuç olarak, kampüs kültürü yüksek aktivasyon enerjisi ve düşük entropi ile karakterize ediliyor; yani güvenli ve öngörülebilir sonuçlar için büyük çaba harcanıyor.

İçgörü

Stanford'daki riskten kaçınan ve özgeçmiş odaklı öğrenci kültürü, üniversitenin köklü yenilikçi ve cesur ruhunu zayıflatarak gelecekteki girişimcilik potansiyelini olumsuz etkiliyor.

Kaynak