Yorkshire Dales'taki bir doğa koruma alanında yapılan yeni bir araştırma, sığır otlatmasının bitki çeşitliliğini %40'tan fazla artırdığını ve kelebek sayısında beş kat artışa yol açtığını ortaya koydu. Leeds Üniversitesi tarafından yürütülen bu çalışma, 1500 hektarlık Wild Ingleborough projesi kapsamında, doğal sığır ırklarının geniş alanlarda otlamasının ekosistem üzerindeki olumlu etkilerini inceledi. Daha önce ağırlıklı olarak koyun otlatılan bu bölgede, 2004 yılında Natural England'ın sığır otlatmasına geçiş yapmasıyla birlikte, uzun vadeli biyoçeşitlilik kazanımları gözlemlendi. Araştırmacılar, sığır ve koyun otlatmasının göreceli etkilerini karşılaştıran iki ayrı çalışma yürüttü ve bulgularını Ecological Solutions and Evidence dergisinde yayımladı.
Sığırlar, dillerini kullanarak uzun bitki örtüsünü çekip kopararak otlarlar; bu durum, baskın ot türlerinin azalmasına ve kır çiçeklerinin gelişmesine olanak tanır. Ayrıca, tüylü derileri ve dışkıları aracılığıyla tohumların yayılmasında kritik bir rol oynarlar. Yürüyüşleri sırasında toprağı ezmeleri de bitkilerin çimlenmesi için uygun koşullar yaratır. Koyunlar ise çok daha seçici otlar ve çeneleri belirli bitkileri hedeflemelerine olanak tanır. Bu farklı otlama davranışları, sığırların ekosistem mühendisleri olarak daha geniş bir etki yaratmasını sağlar.
18 yıllık sığır otlatmasının ardından, önemli kireçtaşı otlak habitatlarındaki bitki çeşitliliğinin %41 arttığı, Eyebrights, Bird’s-foot-trefoil ve Fairy Flax gibi kır çiçeği türlerinin geliştiği görüldü. Kelebek popülasyonları da bu durumdan faydalandı; sığırların otladığı alanlardaki kelebek bolluğu, koyunların otladığı alanlara göre neredeyse beş kat daha yüksekti. Kuzey Kahverengi Argus gibi nadir türlerin de restore edilmiş bitki örtüsü sayesinde geliştiği tespit edildi. Bu bulgular, yüksek arazilerdeki peyzaj restorasyonunda sığırların kilit bir rol oynayabileceğini gösteriyor.
Bu araştırma, sığır otlatmasının biyoçeşitliliği artırma ve ekosistemleri restore etme potansiyelini somut verilerle ortaya koyarak doğa koruma stratejileri için önemli bir model sunuyor.