İsveç, derin bir hisse senedi piyasasına sahip sosyal demokrat bir refah devleti olarak biliniyor. Bu durum bir çelişki gibi görünse de, Martino Comelli'nin araştırması, refah devletlerinin sosyal politika tasarımları aracılığıyla finans piyasalarını inşa ettiğini öne sürüyor. Makale, hükümetlerin refah harcamalarının miktarı yerine, bu harcamaları neye yaptığının finans piyasalarının derinliğini ve yapısını belirlediğini vurguluyor. Bazı programlar finans piyasalarını aktif olarak inşa ederken, diğerleri hane halklarının finansla etkileşimini azaltan birer "devre kesici" görevi görüyor.
Örneğin, 1990'lardaki emeklilik reformlarıyla fonlu bileşenleri geleneksel kamu emeklilik sistemlerine ekleyen İsveç ve Hollanda gibi ülkeler, cömert refah politikalarına rağmen devasa finansal piyasalara sahip. Konut sübvansiyonları ve özel sağlık sigortası gibi politikalar, kira gelirlerini ve mülk değerlerini istikrara kavuşturarak evleri ve sağlık hizmetlerini yatırım yapılabilir varlıklara dönüştürüyor. Bu tür politikalar, refahı "varlıklaştırarak" finansın işlem yaptığı varlıkları yaratıyor. Buna karşılık, cömert öde-gittikçe (pay-as-you-go) kamu emeklilik sistemleri, hane halkı katkılarının kurumsal yatırıma akışını engelleyerek finans piyasalarını dışarıda bırakıyor. Dolayısıyla, aynı refah harcaması seviyesi, radikal biçimde farklı kapitalizm türleri üretebiliyor.
Refah devleti politikalarının finans piyasalarının yapısını ve derinliğini doğrudan etkilediği, dolayısıyla sosyal politikaların ekonomik sonuçlarının geniş kapsamlı olduğu ortaya konuluyor.