Ana Sayfa

Medya Dağıtımının Gizli Gücü: 'Carriage' Kavramı

1 dk okuma

“Carriage” kavramı, kitaplar, filmler, TV şovları ve diğer medya içeriklerinin üreticilerden halka nasıl ulaştığını ve kullanıcı erişimini kimin kontrol ettiğini ifade eder. Bu kavram, kültür, yaratıcılık ve üretim üzerine düşünürken sıklıkla göz ardı edilen kritik bir konudur. Tarihsel olarak, film stüdyolarının kendi sinema salonlarına sahip olması, radyo istasyonlarının plak şirketlerine erişim sağlaması ve hatta kitapçıların yayıncılara yer vermesi gibi örneklerle, “carriage” kontrolünün gücü açıkça görülmüştür. Bu kontrol, bağımsız yapımcıların eserlerini geniş kitlelere ulaştırma şansını önemli ölçüde etkilemiştir.

İnternet, başlangıçta bu “carriage” sorununu ortadan kaldırma vaadiyle ortaya çıktı. Web siteleri aracılığıyla içerik üreticileri, aracıların müdahalesi olmadan doğrudan kitlelerine ulaşabiliyordu. Ancak zamanla, Google’ın arama reklamları (payola benzeri bir sistemle) ve Amazon’un platformunda reklam gelirlerini maksimize etmek için içerik görünürlüğünü değiştirmesiyle bu açıklık erozyona uğradı. Artık ödeme yapmayan veya ortaklık kurmayan içerikler, platformlarda daha az görünür hale geldi.

Son dönemde Netflix’in Warner Bros. gibi büyük bir stüdyoyu satın alma planları, Hollywood’da büyük bir endişe yaratıyor. Eğer Netflix hem üretim hem de dağıtım üzerinde tam kontrol sahibi olursa, tek bir yayın platformunun neyin üretileceğini ve neyin izleneceğini belirleyebileceği korkusu hakim. Makale, stüdyo sayısının değil, “carriage” ve beraberindeki kârların herkese açık olmasının gelecekteki yaratıcılık için önemli olduğunu vurguluyor. Yazar, Netflix’in YouTube benzeri daha açık bir “carriage” yaklaşımı benimsemesinin faydalı olabileceğini öne sürüyor.

İçgörü

Medya dağıtım kanallarını kontrol edenlerin, hangi içeriklerin üretileceğini ve izleyiciye ulaşacağını belirleyerek kültürel üretimi şekillendirme gücüne sahip olduğu ortaya konuyor.

Kaynak