Platformlar, kullanıcıların kendi başlarına çözmekte zorlandığı gerçek dünya sorunlarına pratik çözümler sunarak merkeziyetsiz sistemlerin dahi zamanla bir platforma dönüşmesinin temel nedenidir. Bir yazarın kendi kitabını basıp satmasından, küresel fiber ağlarının bağlanmasına kadar birçok alanda platformlar, işleri kolaylaştıran önemli aracılardır. Ancak platformlar, büyüyüp çok güçlü hale geldiklerinde, kolaylaştırmaları gereken taraflar arasındaki ilişkiyi gasp ederek onları kendi ekosistemlerine kilitleme ve üzerlerinden değer çıkarma tehlikesi taşır; bu duruma "enshittification" adı verilir.
Bu "enshittification" süreci, jeopolitik ölçekte de gözlemlenmektedir. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri, dünyanın küresel fiber ağı merkezi olarak konumunu, iletişim ağlarını gözetlemek ve aksatmak için kullanabilmektedir. Benzer bir durum, küresel ticarette ABD dolarının merkezi rolü için de geçerlidir. Dolar, dünya ticaretinin ana platformu haline gelmiş ve bu konum, ABD'ye önemli bir jeopolitik kaldıraç sağlamıştır.
İşte bu bağlamda, Avrupa'nın Visa ve Mastercard gibi ABD merkezli ödeme platformlarından 24 trilyon dolarlık işlemi geri alma hamlesi büyük önem taşımaktadır. Bu adım, Avrupa'nın finansal bağımsızlığını güçlendirme ve ABD dolarının küresel ticaretteki mutlak egemenliğini azaltma yönünde atılmış stratejik bir adımdır. Bu tür girişimler, küresel finansal sistemin daha dengeli ve çok kutuplu bir yapıya evrilmesine zemin hazırlayarak, "dolar sonrası bir dünya" vizyonuna doğru önemli bir ilerlemeyi temsil etmektedir.
Küresel finansal sistemlerdeki güç dengelerinin değişmeye başladığını ve platformların aşırı gücünün uluslararası ilişkilerde yarattığı riskleri gösteriyor.