Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın 'Önce Amerika' politikası ve gümrük vergilerine dayalı ekonomik stratejileri, küresel ticaret dengelerini derinden etkilemeye devam ediyor. Bu politikalar, ABD'nin küresel ticaretteki rolünü sorgulatırken, dünyanın geri kalanı yeni işbirlikleri arayışına girdi. Kanada, Meksika, Avrupa Birliği (AB), Birleşik Krallık ve Hint-Pasifik bölgesindeki 11 zengin ülke, 40'a yakın ülkeyi ve 1,5 milyardan fazla insanı kapsayacak devasa bir ticaret anlaşması için ilk adımları atıyor. Bu potansiyel anlaşma, AB'yi Kapsamlı ve İlerlemeci Trans-Pasifik Ortaklığı (CPATPP) ile birleştirmeyi hedefliyor. Başarılı olması halinde, bu anlaşma, onlarca ülke arasında yüksek gümrük vergileri ödemeden parça ve nihai ürünlerin hareket etmesini sağlayacak tedarik zincirleri oluşturacak.
Bu girişim, ABD'nin artık açık piyasaları ve serbest ticareti desteklemediği bir geleceğe dünyanın geri kalanının hazırlandığının en önemli göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor. AB ve Hindistan'ın "tüm ticaret anlaşmalarının anası" olarak adlandırılan bir anlaşmaya yakın olması, AB'nin Endonezya ile yeni bir anlaşma imzalaması ve Hindistan'ın Birleşik Krallık ile Yeni Zelanda ile anlaşmalar yapması da bu eğilimi pekiştiriyor. Öte yandan, Trump'ın bir zamanlar övdüğü ABD-Kanada-Meksika Anlaşması'nı (USMCA) feshetme sinyalleri vermesi, Kanada ve Meksika hükümetlerini istikrar için başka yerlere bakmaya itiyor. Uzmanlar, bu çeşitlenmenin ABD dışındaki taraflar için iyi, ancak ABD için kısa ve uzun vadede olumsuz olacağını belirtiyor. Küresel ticaret anlaşmaları genellikle gümrük vergilerini düşürerek ekonomik büyümeyi destekler ve insanları yoksulluktan kurtarır; Trump'ın yüksek gümrük vergileri ve daha az ticaret dünyasına alternatif olarak bu yeni oluşumlar önem kazanıyor.
ABD'nin korumacı politikalarına karşı, dünya ülkeleri ABD'yi dışarıda bırakarak yeni ve geniş kapsamlı ticaret anlaşmalarıyla kendi ekonomik geleceklerini şekillendiriyor.