Günümüz havacılık mühendisliğinde, uçak kokpitlerinden günlük cihazlara kadar her alanda dijital bileşenlerin kullanımı yaygınlaşmıştır. 1970'lerden bu yana ticari ve askeri uçaklar, analog sistemlerden dijital "fly-by-wire" konfigürasyonlarına geçerek elektroniklere olan bağımlılıklarını artırmıştır. Dijital ekranlar okunması kolay, daha fazla bilgiyi daha küçük alanda gösterebilen ve daha az bakım gerektiren avantajlar sunsa da, yarı iletken transistörlere dayandıkları için doğal radyasyonun neden olduğu yük bozucu etkilere karşı savunmasızdırlar. Bu nedenle, mikroelektronik ürün geliştirme sürecinin kritik bir parçası, radyasyon sertliği veya "rad-hard" testleridir. Bu testler, ürünlerin radyasyona karşı dayanıklılığını belirleyerek, hasarı önlemek üzere mühendislik çözümleri geliştirilmesini sağlar. Özellikle havacılık ve aviyonik sektörlerinde, irtifa arttıkça radyasyon seviyesi de yükseldiği için bu testler hayati önem taşır.
Los Alamos Ulusal Laboratuvarı, mikroelektronik üreticilerinin ürünlerinin mümkün olduğunca "rad-hard" olmasını sağlamak amacıyla prototipleri kontrollü ve özel yöntemlerle radyasyona maruz bırakmaktadır. Los Alamos Nötron Bilim Merkezi (LANSCE) bünyesindeki "Irradiation of Chips and Electronics" (ICE House) tesisi, ülkedeki bu türden tek deneysel alandır. ICE House, yeni havacılık ve aviyonik bileşenlerinin uçuşa hazır olmasını sağlayarak kamu güvenliğini artırmakta, temel bilimi desteklemekte ve ulusal güvenliğe katkıda bulunmaktadır. Fizikçi Steve Wender'ın belirttiği gibi, uzaydan gelen kozmik ışınlar atmosferle etkileşime girdiğinde nötronlar oluşturur ve tek bir nötron bile bir yarı iletken cihazda arızaya neden olabilir. Bu nedenle, bu testler dijital sistemlerin güvenilirliği için kritik öneme sahiptir.
Bu testler, havacılık ve uzay teknolojilerinde kullanılan dijital sistemlerin kozmik radyasyona karşı dayanıklılığını sağlayarak hem kamu güvenliğini artırıyor hem de ulusal güvenlik için stratejik bir rol oynuyor.