Ana Sayfa

Yazılım Kalitesi İçin Kullanıcıları Vibe Kodlama

1 dk okuma

Makale, günümüzdeki hızlı yazılım geliştirme süreçlerinin yazılım kalitesi konusunu daha da önemli hale getirdiğini belirtiyor. Geleneksel test yöntemleri (birim, entegrasyon, uçtan uca testler, kod kapsamı, performans ve güvenlik testleri gibi) yazılımın tüm olası senaryolarını kapsasa bile, gerçek dünya kalitesini garanti etmediğini vurguluyor. Yazar, bir bar örneğiyle bu durumu açıklıyor: Bira sipariş sistemi kusursuz çalışsa da, kullanıcıların tuvalet ihtiyacı gibi temel bir gereksinimin göz ardı edilmesi, sistemin çökmesine neden oluyor. Bu durum, mühendislerin kullanıcıların bakış açısıyla düşünmemesinin ve onların gerçek yaşam senaryolarını anlamamasının bir sonucu olarak gösteriliyor.

Bu sorunun üstesinden gelmek için makale, "kullanıcıları vibe kodlama" (vibe coding users) adını verdiği yeni bir yaklaşım öneriyor. Bu yaklaşım, hedef kullanıcıları derinlemesine anlamayı ve onların yaşamlarını, yazılımın bu yaşamdaki yerini detaylıca tanımlamayı içeriyor. Kullanıcı profilleri oluşturuluyor ve yazılımla etkileşimlerini anlatan "mutlu yollar" (happy paths) doğal dil, sözde kod veya gerçek kod ile belirleniyor. Büyük Dil Modellerinin (LLM'ler) internet üzerindeki geniş bilgi birikimi sayesinde, kullanıcı ihtiyaçlarını daha iyi anlayabileceği ve hatta kullanıcıları birer alt-ajan olarak simüle ederek yazılım üzerinde geri bildirim sağlayabileceği belirtiliyor.

Süreç, kullanıcıları vibe kodlama ve yazılımı vibe kodlama arasında döngüsel bir yapıya sahip. Bu iteratif yaklaşım sayesinde, kullanıcıları daha iyi anlayarak yazılımın onlar için daha basit ve sezgisel hale getirilmesi hedefleniyor. Yazar, nihai kalitenin kullanıcı için basit görünen bir yazılım olduğunu savunuyor. Bu basitliğe ulaşmak ise, kullanıcıların iş akışlarını, yeteneklerini, arka plan bilgilerini ve yazılımın onların hayatına nasıl uyduğunu derinlemesine kavramakla mümkün oluyor.

İçgörü

Yazılım kalitesinin sadece teknik testlerle değil, kullanıcıların gerçek ihtiyaçlarını ve yaşam senaryolarını derinlemesine anlayarak sağlanabileceği yeni bir geliştirme paradigması sunuluyor.

Kaynak