Japonya'daki bilim insanları, Tokyo yakınlarındaki bir tatlı su göletinde, daha önce bilinmeyen dev bir virüs olan "Ushikuvirus"u keşfetti. Bir amip enfekte ederken bulunan bu virüs, virüslerin gizemli dünyasına yeni bir bakış açısı sunarken, çok hücreli yaşamın kökenlerine dair önemli ipuçları taşıyor olabilir. Modern virolojinin ilk yüzyılında boyutları nedeniyle bakterilerle karıştırılan dev virüsler, son yıllarda her yerde bulundukları anlaşılan, bol miktarda biyolojik varlıklardır. Virüsler, canlı olmasalar bile, tüm yaşam formları üzerinde muazzam bir etkiye sahiptir; konak hücreleri ele geçirme ve hastalıklara neden olmanın yanı sıra, konakçının evrimine de müdahale edebilirler.
Virüslerin, tek hücreli organizmalardan (prokaryotlar) çok hücreli organizmalara (ökaryotlar) evrimsel sıçramayı tetiklemiş olabileceği düşünülüyor. Ökaryotik hücrelerin zarla çevrili çekirdeği, çekirdeksiz prokaryotik atalarından büyük bir farklılık gösterir. Bu dramatik değişimin nasıl meydana geldiği belirsizliğini korurken, ilgi çekici bir teori, çekirdeklerin virüslerden bir "hediye" olduğunu öne sürer. "Viral ökaryogenez" olarak bilinen bu fikir, ökaryotik hücrelerin çekirdeğinin, tarih öncesi bir prokaryotu enfekte eden büyük bir DNA virüsünden kaynaklandığını savunur. Bu virüs, hücrenin sitoplazmasında yerleşerek, konakçısından önemli genler edinmiş ve yavaş yavaş hücresel bir çekirdeğe dönüşmüştür. Bu teori, konak hücrelerin içinde "virüs fabrikaları" adı verilen, ökaryotik hücre çekirdeklerine benzeyen yapılar oluşturan DNA içeren dev virüslerin keşfiyle daha da güçlenmiştir.
Ushikuvirus'un keşfi ve dev virüslerin evrimdeki rolüne dair yeni teoriler, yaşamın kökenleri ve karmaşık hücresel yapıların nasıl ortaya çıktığına dair anlayışımızı temelden değiştirebilir.