Yazılım mühendisliği alanında çalışan Michał, kariyerinde sıkça hızlı kararlar alıp sonradan pişmanlık yaşadığını fark etti. Özellikle müşteri görüşmelerinde anında taahhütlerde bulunmak, işe alım süreçlerinde aceleci davranmak veya büyük değişiklikleri mesai bitimine yakın devreye almak gibi durumlar, onu çoğu zaman gece geç saatlere kadar çalışmaya veya yanlış seçimler yapmaya itti. Bu durum, onun için bir zayıflık haline gelmişti ve bu döngüyü kırmak için bir çözüm arayışına girdi.
Michał, bu sorunla başa çıkmak için "otomatik kurallar" adını verdiği bir sistem geliştirdi. Bu kurallar, tıpkı bir dosyayı silerken çıkan onay kutusu gibi, karar verme süreçlerine bilinçli bir duraklama ekliyor. Örneğin, müşteriyle yapılan görüşmelerde asla anında tahmin yürütmüyor, işe alım kararlarını son mülakatın yapıldığı gün vermiyor, toplantıları arasında en az 15 dakika boşluk bırakıyor ve büyük değişiklikleri mesai bitmeden önce canlıya almıyor. Bu basit ama etkili molalar, önyargıların kötü kararlara yol açmasını engelliyor ve daha rasyonel seçimler yapılmasına olanak tanıyor.
Daniel Kahneman'ın "Yargıları kurallar ve algoritmalarla değiştirebilirseniz, daha iyi sonuç verirler" sözünden ilham alan yazar, kendi geçmiş hatalarını analiz ederek bu kuralları oluşturdu. Okuyuculara da kendi otomatik kurallarını belirlemeleri için ipuçları veriyor: En çok ne zaman baskı altında hissedip emin olmadığınız cevaplar veriyorsunuz? Hangi durumlar sizi sonradan pişman olacağınız taahhütlere sürüklüyor? Bu soruları yanıtlayarak, herkesin kendi "devre kesicilerini" oluşturabileceğini ve daha iyi kararlar alabileceğini vurguluyor. Bu yaklaşım, sadece iş hayatında değil, günlük yaşamda da daha bilinçli seçimler yapmaya yardımcı oluyor.
Otomatik kurallar oluşturmak, aceleci kararların önüne geçerek hem profesyonel hem de kişisel yaşamda daha bilinçli ve etkili seçimler yapmayı sağlar.