Ana Sayfa

Hayatınızı Hata Ayıklama Sanatı

1 dk okuma

1947'de Grace Hopper ve ekibi, Harvard'daki Mark II Aiken Relay Calculator üzerinde çalışırken, makine bir güve nedeniyle durdu. Bu olay, "bug" teriminin doğuşuna yol açtı: bir sistemin çalışmasını engelleyen dışsal bir sorun. Ancak kendi hayatımızın 'yazılımını' çalıştırırken karşılaştığımız 'runtime hataları' – depresyon, erteleme, öfke patlamaları gibi – genellikle dışsal bir güve değil, kendi iç mekanizmamızdan kaynaklanır. Çoğumuz bu sorunları birer 'hava olayı' ya da 'ahlaki kusur' olarak görürüz, ancak makale farklı bir bakış açısı sunuyor.

Yazar, zihnimizi evrimsel süreçlerin hayatta kalmayı okunabilirliğe tercih ederek yazdığı, dağınık ve belgelenmemiş bir 'legacy codebase' olarak görmemizi öneriyor. Çekirdeği yeniden yazamasak da, bir sistem yöneticisinin metodolojisini benimseyebiliriz. Sorunlarımızı 'şeytan çıkarma' çabaları yerine, onlar için 'ticket' açarak ele almalıyız. Bu yaklaşım, sorunları izole etmeyi ve anlamayı gerektirir. 'Kötü hissediyorum' gibi belirsiz ifadeler, bağlam ve hata izi (stack trace) içermediği için işe yaramaz bir hata raporudur.

Benjamin Franklin'in 'ahlaki mükemmelliğe ulaşma' projesi, bu 'hata ayıklama' stratejisinin erken bir örneğidir. Franklin, on üç erdem belirlemiş ve her hafta birine odaklanarak, o erdeme karşı bir hata yaptığında not defterine siyah bir nokta koymuştur. Bu yöntem, bir tür ilkel 'issue tracker' oluşturarak ve 'log dosyaları' üreterek, izlenmeyen bir metriği optimize edemeyeceğimiz gerçeğini ortaya koymuştur. Hayatımızdaki 'hataları' gidermek için de benzer şekilde, sorunları tanımlamalı, izlemeli ve sistematik bir yaklaşımla çözmeye çalışmalıyız.

İçgörü

Hayatımızdaki kişisel zorlukları bir yazılım sistemindeki hatalar gibi ele alarak, sistematik bir yaklaşımla tanımlama, izleme ve çözme imkanı sunar.

Kaynak