Ana Sayfa

Geç Gelen E-posta Yanıtı İçin Özür Dilemeyin

1 dk okuma

Ploum'un makalesi, e-postalara geç yanıt verildiği için özür dileme alışkanlığını eleştiriyor ve bu durumun gereksiz olduğunu savunuyor. Yazar, e-postanın doğası gereği asenkron bir iletişim aracı olduğunu, yani anında yanıt beklentisi taşımadığını vurguluyor. Bir e-posta gönderildiğinde, göndericinin genellikle o konuyu zihninden çıkardığını ve yanıtın ne zaman geleceği konusunda bir varsayımda bulunmadığını belirtiyor. Bu nedenle, birkaç saat, gün veya hatta haftalar sonra gelen bir yanıt için özür dilemek, hem göndericiyi rahatsız edici bir duruma sokuyor hem de alıcı üzerinde gereksiz bir baskı oluşturuyor.

Makale, bu özür dileme eğiliminin muhtemelen anlık mesajlaşma bağımlılığından kaynaklandığını öne sürüyor. Oysa e-posta, herkesin kendi ritminde iletişim kurmasına olanak tanıyan bir platformdur. Yazar, bir e-posta gönderdiğinde, genellikle bir fikir paylaşmak, bir öneride bulunmak veya bağlantı kurmak istediğini, ancak yanıtı sabırsızlıkla beklemediğini ifade ediyor. Hatta yardım veya işbirliği taleplerinde bile, göndericinin kendi işine devam ettiğini ve yanıtın sadece bir "bonus" olduğunu belirtiyor.

Son olarak, makale, hayatın getirdiği zorlukların veya yoğunluğun e-postalara geç yanıt vermeyi doğal kıldığını ve bu tür kişisel detayların özür olarak sunulmasına gerek olmadığını vurguluyor. Eğer bir kişi yanıt vermek istiyor ancak zamanı yoksa, basitçe "Şu an zamanım yok, 6 ay sonra tekrar iletişime geçebilir misin?" gibi bir mesajla yükü göndericiye atmanın daha kabul edilebilir bir yaklaşım olduğunu belirtiyor. Bu sayede, gereksiz özürlerden kaçınılır ve asenkron iletişimin temel prensibi korunmuş olur.

İçgörü

E-posta iletişiminde asenkronluğun önemini vurgulayarak, geç yanıtlar için özür dilemenin gereksiz olduğunu ve hatta karşı taraf üzerinde baskı oluşturduğunu ortaya koyuyor.

Kaynak