Ana Sayfa

Futbolu Asla Gerçekten İzlemedik: Televizyonun Gücü

1 dk okuma

Chuck Klosterman, yeni kitabı "Football"da, futbolu izleme deneyimimize dair çarpıcı bir iddia ortaya atıyor: Gerçek bir futbol maçını aslında hiç izlemedik. Klosterman'a göre, 20. yüzyılın ikinci yarısını tanımlayan televizyon, tüm diğer kitle iletişim araçlarını geride bırakmıştır. 1970'lere gelindiğinde, televizyonun içeriği kadar, programın biçimi – yani temposu, görsel kurgusu ve izleyicinin deneyimleme şekli – daha da kritik hale gelmiştir. Klosterman, televizyonun en biçimsel olarak başarılı ürününün, tesadüfen de olsa, televizyonda yayınlanan futbol olduğunu savunuyor. Bu başarı, kasıtlı olarak tasarlanmış hiçbir şeyin, futbolun doğal yayınlanma biçiminden daha üstün olamayacağını gösteriyor.

Makale, futbolun tamamen aracılı bir deneyim olduğunu vurguluyor; hatta medya olmasa bile. Klosterman, bir maçı televizyonda izlemenin sadece daha iyi görmekle kalmayıp, onu görmenin tek yolu olduğunu iddia ediyor. Bu estetik argümanı herkesin kabul etmeyeceğini belirtse de, televizyondaki futbol deneyiminin "sıradan bir ilgi" ile bile mantıksız derecede derin bir tatmin yaratabildiğini öne sürüyor. Yayınlanma şekli, sıradan bir tüketici ile fanatik bir taraftar arasındaki farkı ortadan kaldırıyor. Bunun en kritik nedeni ise, futbolun televizyonda her zaman, her zaman, her zaman canlı izlemekten daha iyi olmasıdır. Televizyon deneyimi o kadar üstündür ki, maçı stadyumda canlı izleyen çoğu kişi, farkında olmadan gördüklerini televizyon eşdeğerine dönüştürüyor. Klosterman, sadece hokeyin canlı izlendiğinde daha iyi anlaşılan tek spor olduğunu ekliyor.

İçgörü

Televizyonun bir spor deneyimini nasıl yeniden şekillendirdiğini ve hatta canlı izlemeden daha üstün hale getirdiğini gösteren kültürel bir analizi sunuyor.

Kaynak