Federal Havacılık İdaresi (FAA), Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ve İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) bünyesindeki diğer birimlerin operasyonları etrafında ülke çapında hareketli drone uçuşa yasak bölgeler oluşturduğunu duyurdu. NOTAM FDC 6/4375 numaralı bu bildirim, insansız hava araçlarının (drone) DHS tesisleri ve mobil varlıklarının, örneğin kara araç konvoyları ve onlara eşlik eden araçların 3.000 fit yatay ve 1.000 fit dikey mesafede uçmasını yasaklıyor. Bu kısıtlama, belirli sabit konumlar veya tanımlı zaman dilimleri yerine, ülke genelinde ve sürekli olarak uygulanacak.
FAA, bu kısıtlı hava sahasını "ulusal savunma hava sahası" olarak sınıflandırıyor ve federal güvenlik yasaları kapsamındaki yetkisine dayanıyor. Kuralı ihlal eden drone operatörleri, cezai kovuşturma, para cezaları, idari yaptırımlar veya FAA işletme ayrıcalıklarının iptali ile karşı karşıya kalabilir. Ayrıca, güvenlik tehdidi olarak görülen droneların durdurulabileceği, el konulabileceği, hasar görebileceği veya imha edilebileceği belirtiliyor. Geleneksel Geçici Uçuş Kısıtlamalarından (TFR) farklı olarak, bu NOTAM coğrafi koordinatlar, aktivasyon zamanları veya belirli bir konumda kısıtlama yürürlükteyken kamuya açık bildirim sağlamıyor. Bunun yerine, kısıtlı hava sahası DHS varlıklarıyla birlikte hareket ediyor, bu da uçuşa yasak bölgenin ICE veya diğer DHS birimlerinin faaliyet gösterdiği her yerde ortaya çıkabileceği anlamına geliyor.
Bu durum, drone operatörleri ve sivil özgürlük grupları arasında endişe yaratıyor çünkü gerçek zamanlı olarak tespit edilmesi imkansız olabilecek dinamik, görünmez yasak bölgeler oluşturuyor. FAA, DHS veya ICE hareketlerinin kamuya açık takibini yayınlamıyor ve NOTAM, drone pilotlarının kısıtlamaya tabi varlıkların yakınlarda olup olmadığını belirlemesi için bir mekanizma içermiyor. Pratik olarak, halka açık bir alanda yasal olarak uçan bir drone operatörü, bir ICE konvoyu korunan yarıçap içinde geçerse farkında olmadan kısıtlı hava sahasına girebilir. FAA, operatörlere DHS tesisleri ve mobil varlıkları yakınında "dikkatli olmalarını" tavsiye etse de, icra faaliyetlerinin kamuya açıklanmadığı ortamlarda bunu nasıl yapacaklarına dair özel bir rehberlik sunmuyor. Ulusal savunma, iç güvenlik, kolluk kuvvetleri, itfaiye, arama kurtarma veya afet müdahale görevlerini doğrudan destekleyen drone operasyonları, önceden koordinasyon ile yetkilendirilebilir.
Bu karar, drone teknolojisinin sivil özgürlükler ve devlet gözetimi arasındaki gerilimi artırarak, drone operatörleri için belirsiz ve potansiyel olarak riskli bir ortam yaratıyor.