Ana Sayfa

Evrim Teorisi Yeniden Şekilleniyor: Yeni Bulgular Ortaya Çıkıyor

1 dk okuma

Emory Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, fareleri badem kokusundan korkmaya şartlandırdıklarında, bu korkunun farelerin yavrularına ve hatta torunlarına kendiliğinden geçtiğini gözlemlediler. Bu durum, edinilmiş özelliklerin kalıtımının imkansız olduğu yönündeki geleneksel bilimsel anlayışa aykırı bir bulguydu. Nesillerdir okullarda öğretilen, bir canlının yaşamı boyunca öğrendiği veya başına gelen bir özelliğin (örneğin kuyruğunu kaybetmesi) yavrularına geçmeyeceği ilkesi, bu deneyle sarsıldı.

Modern evrim biyolojisi, 1940-60'lı yıllarda Charles Darwin'in doğal seçilim mekanizması ile Gregor Mendel'in genetik kalıtım keşiflerinin birleşimiyle ortaya çıkan senteze dayanır. Geleneksel ve hala baskın olan görüşe göre, insan beyninden tavus kuşunun kuyruğuna kadar tüm adaptasyonlar, doğal seçilim ve genetik kalıtım yoluyla tam ve yeterli bir şekilde açıklanır. Ancak genomik, epigenetik ve gelişim biyolojisi gibi alanlardan gelen yeni fikirler, evrim bilimcilerin çoğunun kendi alanlarının bir değişim içinde olduğunu kabul etmesine yol açıyor. Eldeki verilerin çoğu, evrimin daha önce varsayıldığından çok daha karmaşık olduğunu gösteriyor.

Bazı evrim biyologları, "genişletilmiş evrimsel sentez" (EES) olarak bilinen, evrim teorisinin daha geniş bir karakterizasyonunu talep ediyor. Bu tartışmanın merkezinde, organizmaların yaşamları boyunca başlarına gelenlerin – yani gelişimlerinin – evrimde önemli ve daha önce tahmin edilmemiş roller oynayıp oynayamayacağı sorusu yatıyor. Ortodoks görüş, gelişimsel süreçlerin evrimle büyük ölçüde alakasız olduğunu savunurken, EES onları merkezi bir rol oynayan faktörler olarak görüyor. Bu konuda her iki taraf da Ivy League üniversitelerinden profesörler ve ulusal akademilerin üyeleri gibi yetkin isimlerle karşı karşıya geliyor. Hatta bazıları, evrim teorisinde bir devrimin kapıda olup olmadığını merak etmeye başladı.

İçgörü

Evrim teorisinin temel prensipleri, epigenetik ve gelişimsel biyolojiden gelen yeni bulgular ışığında genişlemeye ve yeniden yorumlanmaya ihtiyaç duyuyor.

Kaynak