Bir CIA analisti, kuruma başvuru sürecinde poligraf testine tabi tutuldu. Teste hazırlanmak için David T. Lykken'in "A Tremor in the Blood" adlı kitabını okuyan analist, karşı önlemler kullanmak yerine dürüst olmayı ve testin nasıl çalıştığını anlamayı amaçladı. Halihazırda TS/SCI güvenlik izinlerine sahip olduğu için, poligrafta başarısız olmanın işini ve izinlerini kaybetme riski taşıdığının farkındaydı.
Ön test mülakatında, boy ve kilo bilgilerinde yaptığı küçük bir yanlış beyanı (130 yerine 134 libre yazması) itiraf etti ve okuduğu kitaptan bahsetti. Ancak test görevlisi, alanıyla ilgili önemli bir kitap olmasına rağmen bu kitabı hiç duymadığını iddia etti. Test sırasında fiziksel olarak rahatsızlık yaşayan analist, görevlinin odadan ayrılıp geri döndüğünde bir sorunda "sorun yaşadığını" belirtmesiyle şaşırdı. Görevli, "Patronunuza hiç yalan söylediniz mi?" sorusuna odaklandı. Analist başlangıçta hayır dese de, görevlinin ısrarı üzerine, bir kanser korkusu yaşadığı dönemde patronuna "İyiyim" dediği küçük bir sosyal yalanı hatırladı.
Bu olayın ardından poligrafta başarısız olduğu kendisine bildirildi ve ertesi gün tekrar gelmesi istendi. Analist, tüm samimiyetiyle cevap vermesine ve herhangi bir karşı önlem kullanmamasına rağmen neden başarısız olduğunu anlayamadı. Oteldeki diğer adayların alışverişe gitmesine katılmayarak odasına çekildi ve testin yarattığı hayal kırıklığıyla baş başa kaldı. Bu deneyim, poligraf testlerinin güvenilirliği ve subjektif doğası hakkında önemli soruları gündeme getiriyor.
Poligraf testlerinin, yüksek riskli güvenlik pozisyonlarında bile bireylerin dürüstlüğünü objektif olarak değerlendirmede ne kadar yanıltıcı ve öznel olabileceğini gösteriyor.