Ana içeriğe geç
Toplum & Hukuk

ABD'de 25 yıllık kitlesel gözetim politikaları anayasal hakları aşındırıyor

Öne çıkanlar

  • ABD'de FBI'ın veri komisyoncularından ticari bilgi satın alması yasal arama emri gerekliliğini fiilen devre dışı bırakıyor.
  • Plaka tanıma ağları ve yüz tarama araçları eyaletler arası seyahat eden vatandaşları izlemek için yerel kollukça kullanılıyor.
  • NSA bünyesinde çalışanların gözetim yetkilerini kişisel ilişkilerini takip etmek amacıyla kötüye kullandığı kanıtlandı.

11 Eylül saldırılarının ardından ABD'de hedefli istihbarattan kitlesel gözetime geçildi. Cindy Cohn ve Bruce Schneier tarafından yayımlanan değerlendirmeye göre, ulusal güvenlik amacıyla başlatılan bu süreç son 25 yılda yerel kolluk kuvvetlerinin, özel şirketlerin ve göçmenlik bürolarının rutin takip aracına dönüştü. Federal Soruşturma Bürosu (FBI) gibi kurumlar veri komisyoncularından ticari veriler satın alırken, Flock plaka okuma sistemleri ve yüz tanıma yazılımları kamuya açık alanlarda yaygın biçimde kullanılıyor.

Kitlesel veri toplama uygulamaları ABD Anayasası'nın Dördüncü ve Birinci Ek Maddeleri kapsamındaki temel hakları sınırlandırıyor. Hükümet makamları, toplanan üst verilerin veya üçüncü taraf şirketlerce tutulan kayıtların arama emri gerektirmediğini öne sürerek yargı denetimini devre dışı bırakıyor. Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) ve yerel emniyet birimlerinde çalışan görevlilerin ellerindeki izleme araçlarını kişisel amaçlarla kötüye kullandığına dair çok sayıda vaka rapor edildi. Yapay zeka destekli analizlerin devreye girmesi, gözetim ağının kapsamını ve oluşturduğu suiistimal risklerini daha da artırdı.

FISA Madde 702 yetkisinin 2026 yılında sona ermesi ve 'Dördüncü Ek Madde Satılık Değildir' yasa tasarısı gibi adımlar kitlesel gözetimi sınırlamayı hedefliyor. Değerlendirmede, devlet kurumlarının vatandaş verilerine erişimi için önceden mahkeme kararı şartı getirilmesi ve özel şirketlerin veri toplama pratiklerini kısıtlayan kapsamlı bir gizlilik yasasının çıkarılması gerektiği vurgulanıyor. Hukukçular, izleme faaliyetlerinin orantısız biçimde genişlemesinin demokratik hak arama özgürlüğünü engellediğine dikkat çekiyor.

Kaynak

Bu özet yapay zekâ ile hazırlanmıştır; ayrıntılar ve doğrulama için orijinal kaynağa başvurun.