Trump yönetimi, ABD'ye seyahat edenlerden dijital geçmişlerini ve hatta DNA'larını talep etmeyi amaçlayan yeni bir politika değişikliği önerdi. Bu öneri kabul edilirse, milyonlarca ziyaretçi ülkeye giriş yapabilmek için son beş yıla ait sosyal medya verilerini, son on yıla ait e-posta adreslerini (iş hesapları dahil) ve telefon numaralarını sunmak zorunda kalacak. Ayrıca, yüz, parmak izi, iris ve DNA gibi biyometrik verilerin de toplanması planlanıyor. Bu kapsamlı veri toplama, daha önce eşi benzeri görülmemiş bir göçmenlik sistemi yaratma potansiyeli taşıyor.
Önerilen değişiklikler, özellikle vizesiz seyahat eden tüm ziyaretçileri etkileyecek. Yaklaşık 14 milyon ESTA (Elektronik Seyahat Yetkilendirme Sistemi) kullanıcısı, bu bilgileri ve aile üyelerinin benzer verilerini sunmak için ortalama 22 dakika harcamak zorunda kalacak. Bu verilerin toplanması için "CBP Home" ve "ESTA Mobile App" adında mobil uygulamaların kullanılması öngörülüyor. Özellikle DNA toplama talebi büyük endişe yaratıyor; zira bu, ABD Hükümeti'nin gelecekte tüm seyahat edenlerden DNA talep etmesinin önünü açabilir.
Bu kadar kişisel verinin bir araya getirilmesi, sınır ve göçmenlik dairelerinin ziyaretçilerin hayatlarına dair detayları ortaya çıkarmak için yapay zeka araçlarını kullanmasını gerektirecek. Bu durum, bireylerin gizliliği ve veri güvenliği açısından ciddi riskler barındırıyor. Gizlilik savunucuları, şirketlerin ve hükümetlerin bu tür uygulamalara karşı çıkması gerektiğini, aksi takdirde bu politikaların başka ülkeler tarafından da kopyalanabileceği konusunda uyarıyor.
Bu politika değişikliği, bireysel gizlilik ve veri güvenliği üzerinde derin etkiler yaratırken, gelecekteki uluslararası seyahat ve göçmenlik uygulamaları için tehlikeli bir emsal teşkil ediyor.