ALMA teleskobu, yıldızlararası kuyruklu yıldız 3I/ATLAS'ta alışılmadık derecede yüksek miktarda metanol (bir tür alkol) tespit etti. Bu keşif, kendi Güneş Sistemimizdeki kuyruklu yıldızların çoğunda bulunan kimyasal koşullardan farklı bir tablo çiziyor. Araştırmacılar, 3I/ATLAS'ın neredeyse tüm diğer kuyruklu yıldızlardan farklı olarak, hidrojen siyanürden (HCN) çok daha fazla metanol içerdiğini gözlemledi. Bu durum, Güneş Sistemi dışındaki gezegen sistemlerinin kimyasını incelemek için nadir bir fırsat sunuyor. American University'den baş yazar Nathan Roth, bu gözlemi "başka bir güneş sisteminden parmak izi almak" olarak nitelendiriyor ve 3I/ATLAS'ın kendi sistemimizdeki kuyruklu yıldızlarda görmediğimiz bir metanol bolluğuna sahip olduğunu belirtiyor.
Şili'deki ALMA'nın Morita Dizisi kullanılarak yapılan gözlemler, kuyruklu yıldızın Güneş'e yaklaşırken yüzeyinden gaz ve toz salarak bir koma oluşturduğunu gösterdi. Astronomlar, bu koma bileşimini analiz ederek kuyruklu yıldızın yapısını oluşturan maddelerin kimyasal izlerini belirledi. Ekip, metanol (CH₃OH) ve hidrojen siyanür (HCN) moleküllerinin zayıf submilimetre imzalarına odaklandı. ALMA verileri, 3I/ATLAS'ın hidrojen siyanüre kıyasla metanol açısından oldukça zengin olduğunu ortaya koydu. İki farklı gözlem tarihinde metanol-HCN oranları sırasıyla yaklaşık 70 ve 120 olarak ölçüldü; bu da 3I/ATLAS'ı şimdiye kadar incelenen en metanol açısından zengin kuyruklu yıldızlar arasına soktu.
Bu ölçümler, 3I/ATLAS'ı oluşturan buzlu malzemenin, Güneş Sistemimizdeki çoğu kuyruklu yıldızı şekillendiren koşullardan farklı koşullar altında oluştuğunu düşündürüyor. Daha önce James Webb Uzay Teleskobu ile yapılan gözlemler, kuyruklu yıldızın komasının Güneş'ten uzaktayken karbondioksit (CO₂) ağırlıklı olduğunu göstermişti. Yeni ALMA gözlemleri, bu sıra dışı kimyasal envantere metanolü de önemli bir bileşen olarak ekliyor. Ayrıca, ALMA'nın yüksek çözünürlüklü görüntülemesi, metanolün sadece kuyruklu yıldızın çekirdeğinden değil, aynı zamanda komadaki buzlu taneciklerden de salındığını gösterdi.
Bu keşif, Güneş Sistemi dışındaki gezegen sistemlerinin oluşum koşulları ve kimyasal bileşimleri hakkında benzersiz bilgiler sunuyor.