Yazılım dünyasında "hızlı hareket et ve bir şeyleri boz" felsefesi ve "etki" odaklı değerlendirme sistemleri, yazılım zanaatkarlığının göz ardı edilmesine yol açıyor. Yazar, büyük teknoloji şirketlerinden startup'lara kadar birçok farklı ortamda kod kalitesinin genel olarak düşük olduğunu gözlemlediğini belirtiyor. Nadiren iyi kod örnekleri olsa da, çoğunlukla geliştiricilerin uzun vadeli sürdürülebilirlik kaygısı taşımadan ürünleri mümkün olduğunca hızlı piyasaya sürmeye çalıştığını ifade ediyor.
Bu durumun arkasındaki temel nedenler arasında, mühendislerin performansının genellikle teslim edilen özellik sayısıyla ölçülmesi yer alıyor. Kariyerlerinde ilerlemek isteyen mühendisler, kod kalitesinden ödün vererek daha fazla özellik sunmaya teşvik ediliyor. Ayrıca, "Agile™" metodolojilerinin yanlış yorumlanmasıyla ortaya çıkan yoğun görev yükü, mühendislerin kaliteye odaklanmak yerine sprint hedeflerini tutturmaya çalışmasına neden oluyor. Daha kıdemli mühendisler kalite için zaman isteyebilirken, genç ve orta seviye mühendisler "yavaş" görünmemek için hızlarını korumak zorunda kalıyor.
Makale, ürünlerin çoğunlukla internet üzerinden dağıtılması nedeniyle "daha düşük risk" algısının da bu duruma katkıda bulunduğunu öne sürüyor. Fiziksel bir CD gönderme zorunluluğu olmadığında, hatalı veya eksik test edilmiş kodların kod tabanına girmesi daha kolay hale geliyor. Bu durum, zamanla kod tabanının kalitesini aşındırarak yönetilmesi zor bir karmaşaya dönüşmesine neden oluyor. Yazar son olarak, iş yerinde yazılım zanaatkarlığı hakkında sohbetlerin neredeyse hiç yapılmadığını, hatta bu alana gerçekten odaklanan kişilerin ya emekli olduğunu ya da sektörden uzaklaştığını düşündüğünü dile getiriyor.
Yazılım geliştirme süreçlerinde hız ve özellik teslimine odaklanmanın, uzun vadeli kod kalitesi ve sürdürülebilirlik üzerindeki olumsuz etkilerini ve bu durumun sektöre yansımalarını ele alıyor.