Makale, her on yılda bir yazılım geliştirme sürecini basitleştirerek geliştirici ihtiyacını azaltma vaadinin neden sürekli tekrarlandığını ve başarısız olduğunu inceliyor. COBOL'dan Yapay Zeka'ya kadar uzanan bu döngüde, iş liderleri yavaş teslimat süreleri ve yüksek maliyetlerden şikayet ederken, geliştiriciler yanlış anlaşıldıklarını ve değerlerinin bilinmediğini hissediyor. Yazılımın doğasındaki karmaşıklığın, bu döngünün elli yıldır neden devam ettiğini anlamak için kilit rol oynadığı vurgulanıyor.
1969'da Apollo programı, yazılımın imkansızı başarmak için ne kadar kritik olduğunu gösterdi, ancak aynı zamanda yazılım yazmanın uzmanlık, yoğun odaklanma ve önemli zaman yatırımı gerektirdiğini de ortaya koydu. Bu durum, daha az ve daha ucuz uzmana ihtiyaç duyma hayalini hemen başlattı. 1960'ların sonları ve 1970'lerde ortaya çıkan COBOL, iş analistlerinin kendi programlarını yazmasını sağlayarak programcı ihtiyacını ortadan kaldırmayı hedefledi. Ancak COBOL da uzmanlık gerektiren başka bir programlama dili haline geldi; okunabilir sözdizimi, mantık, veri yapıları veya sistem tasarımının karmaşıklığını ortadan kaldırmadı.
Benzer bir şekilde, 1980'lerdeki Bilgisayar Destekli Yazılım Mühendisliği (CASE) araçları, görsel diyagramlardan kod üretme vaadiyle geldi. Ancak üretilen kod genellikle manuel müdahale gerektirdi, performans sorunları yaşandı ve bakım kabusa dönüştü. En önemlisi, doğru diyagramlar çizmek, programlamanın gerektirdiği aynı mantıksal karmaşıklığı anlamayı gerektiriyordu. Bu araçlar arayüzü değiştirdi, ancak temel zorluğu değil. Makale, bu döngünün, yazılımın doğasındaki temel zorlukların teknolojik yeniliklerle ortadan kaldırılamayacağını gösterdiğini belirtiyor.
Yazılım geliştirmenin temel karmaşıklığı, arayüz veya araçlar değişse bile ortadan kalkmaz ve geliştiricilere olan ihtiyacın sürekliliğini garanti eder.