Ana Sayfa

Yazılım Geliştirmede IKEA Modeli: Neden Her Şeyi Baştan Yapıyoruz?

1 dk okuma

Yazar, çalıştığı şirketin güneş enerjisi mini-şebekelerini yöneten bir yazılım platformu geliştirme deneyimini paylaşıyor. Standart bir IoT sistemi olmasına rağmen (Postgres, Timescale, S3 gibi depolama katmanları, Vue web uygulamaları ve NestJS servisleri içeren bir iş mantığı katmanı), üretim seviyesinde bir kurulum için yaklaşık bir yıl sürdüğünü belirtiyor. RLS kuralları, sosyal giriş, Grafana entegrasyonu, zaman serisi veritabanı ve çift girişli defter sistemi gibi temel bileşenlerin doğru bir şekilde kurulmasının aylar aldığını vurguluyor. Yazar, bu süreçte, hazır, kullanıma özel şablonlardan başlamanın, her şeyi baştan inşa etmek yerine daha hızlı ve basit bir yol olup olmadığını sıkça düşündüğünü ifade ediyor. Mevcut sistemlerinin, piyasada yaygın filo takip sistemlerinden önemli ölçüde farklı olmadığını belirtiyor.

Makale, yazılım geliştirmenin hala büyük ölçüde "zanaatkarlık" düzeyinde kaldığını savunuyor. Endüstriye trilyonlarca dolar akmasına rağmen, her yeni projenin ısmarlama bir mobilya parçası gibi ele alındığını, milyonlarca kez yapılmış aynı bileşenlerin titizlikle elle oyulduğunu belirtiyor. "El yapımı" kimlik doğrulama akışları ve "özel yapım" veri işlem hatlarıyla gurur duyulduğunu, ancak son kullanıcı için bunların sadece görünmez yardımcı programlar olduğunu vurguluyor. Otomotivden inşaata ve mobilya üretimine kadar diğer olgun endüstrilerde, bu düzeyde bir tekrarın ekonomik bir başarısızlık olarak görüleceğine dikkat çekiyor.

Yazar, bu soruna yönelik mevcut seçenekleri değerlendiriyor: kapalı kaynaklı hazır sistemler (özelleştirme zorluğu), düşük kodlu platformlar (kilitlenme riski), veritabanı sarmalayıcıları (sadece arka ucu çözüyorlar) ve yapay zeka (hazır, test edilmiş sistemler sağlamıyor). Bu seçeneklerin hiçbiri, yazılım geliştirmenin temel sorununu, yani standart, modüler ve kolayca birleştirilebilir bileşenlerin eksikliğini tam olarak çözemiyor. Makale, yazılım endüstrisinin daha çok bir "IKEA modeli"ne ihtiyacı olduğunu, yani önceden tasarlanmış, test edilmiş ve kolayca monte edilebilir yazılım modüllerinin veya hatta tüm sistemlerin bir pazar yerine ihtiyaç duyduğunu ima ediyor.

İçgörü

Yazılım geliştirmenin tekrarlayan ve zanaatkar yapısından kurtulup, standartlaştırılmış, modüler ve kolayca birleştirilebilir bileşenlere dayalı bir "IKEA modeli"ne geçiş yapması gerektiği vurgulanıyor.

Kaynak