Ana Sayfa

Yazarlıkta Yapay Zeka: Çektiğimiz Çile Neden Değerli?

1 dk okuma

Yazar, kendi üslubunda blog yazıları yazmak üzere eğitilmiş bir yapay zeka modeliyle yaşadığı deneyimi paylaşıyor. İlk bakışta kabul edilebilir görünse de, yapay zeka tarafından üretilen metinlerin "garip vadi" etkisi yarattığını, çoğu zaman konudan saptığını, çelişkili argümanlar sunduğunu ve yazarın şüpheci olacağı yerlerde aşırı kendinden emin, emin olacağı yerlerde ise şüpheci bir ton kullandığını belirtiyor. Bu durum, yapay zekanın insan yazımının inceliğini, nüansını ve kişisel dokunuşunu yakalamakta yetersiz kaldığını gösteriyor.

Yazar, kusursuz çalışsa bile böyle bir modelin kendisi için faydalı olmayacağını vurguluyor. Çünkü onun için günlük blog yazmak, sadece içerik üretmekten öte, düşünme yeteneğini canlı tutmak için günlük bir pratik, yazma kaslarını güçlendiren yaratıcı bir ritüel ve okuyucularına karşı bir taahhüttür. Yapay zeka çıktı üretebilir, ancak bu kişisel faydaları sağlayamaz. Ezra Klein gibi yazarlar da yapay zekayı hafif araştırmalar için kullanırken, derinlemesine yazım süreçlerinde yetersiz buluyorlar; çünkü araştırmayı yapan yazarın kurduğu bağlantılar ve edindiği içgörüler, yazıyı benzersiz kılıyor.

Makale, yazma sürecindeki "takılıp kalma" ve "düşünme" anlarının aslında işin en değerli kısmı olduğunu öne sürüyor. Yapay zekanın bu zorlukları ortadan kaldırma cazibesi sunsa da, bunun bir nevi "hile" olduğunu ve çok farklı, yüzeysel bir sonuca yol açtığını belirtiyor. Yapay zeka fikir listeleri sunmada başarılı olsa da, bu fikirlerin metnin bağlamına gerçekten uyup uymadığı veya sadece geçici bir doldurucu olup olmadığı sorgulanıyor. Yazar, yapay zekanın yazım dünyasını dönüştürmesinden memnun olduğunu, çünkü bu "zorluğun" aslında insan yazarların varlık nedeni olduğunu ifade ediyor.

İçgörü

Yazma eyleminin özü, yapay zekanın üretemediği kişisel düşünce, mücadele ve yaratıcı ritüellerde yatar.

Kaynak