Yazar, yazmanın bir kişinin düşünce yapısını, algılarını ve dünyayı kavrayışını anlamanın en doğrudan yolu olduğunu belirtiyor. Bu sürecin büyük dil modellerine (LLM) devredilmesi durumunda, içeriğin gerçek değerinin sorgulanması gerektiğini savunuyor. Yazar, başkası yazmaya zahmet etmemiş bir şeyi neden okumak zorunda kalalım diye soruyor ve yapay zeka tarafından üretilen içeriğin "ölü internet teorisini" daha da güçlendirdiğini düşünüyor.Yazar, bir yapay zeka karşıtı olarak görülmek istemediğini, çünkü işinde LLM'leri oldukça yoğun kullandığını açıklıyor. Özellikle kod yazımında, dokümantasyon, testler ve genel iskelet oluşturma gibi konularda Claude Code gibi araçların token bütçesini aylardır zorladığını ve artık kod yazmayı tek başına hayal edemediğini belirtiyor. Bu alanda yapay zeka kullanımını ilerleme ve verimlilik olarak görüyor.Ancak konu içerik üretimine geldiğinde, yazar bunun arkasında bir niyet olması gerektiğini vurguluyor. Birinin düşüncelerini dile getirmek istemesi ve bunu bilinçli bir şekilde yapması, sadece madde işaretlerini bir yapay zekaya genişletmesi yerine, kendi zihnindeki kaosu şekillendirmek için çaba sarf etmesi gerektiğini ifade ediyor. Yapay zeka tarafından üretilen kodun ilerleme hissi verirken, yapay zeka tarafından üretilen makalelerin ve gönderilerin düşük çaba ürünü olduğunu ve "ölü internet teorisini" daha da güçlendirdiğini belirtiyor. Hatta büyürken olumsuz bir sinyal olan yazım hataları ve dilbilgisi yanlışlarının artık bir değer işareti haline geldiğini, çünkü bunların insan dokunuşunu gösterdiğini ironik bir şekilde ekliyor.
Yapay zeka tarafından üretilen içeriğin özgünlük, niyet ve insan emeği açısından taşıdığı değerin sorgulanması, dijital çağda bilginin güvenilirliği ve anlamı üzerine önemli bir tartışma başlatıyor.