Makale, "teknik deflasyon" kavramını ele alarak, kod maliyetinin yapay zeka sayesinde hızla düştüğünü ve bu durumun yazılım geliştirme süreçlerini nasıl dönüştürdüğünü açıklıyor. Yazar, yapay zekayı kod yazmada kullanmaya çalışan şirketlerin geçtiği beş farklı otomasyon seviyesini, otonom sürüş seviyeleriyle paralellik kurarak inceliyor. Bu seviyeler, geliştiricilerin yapay zeka ile etkileşimini ve rollerini tanımlıyor.
Sıfırıncı Seviye, tamamen manuel kod yazmayı ifade ederken, yapay zekanın yalnızca bir arama motoru veya otomatik tamamlama aracı olarak kullanıldığı durumu temsil eder. Birinci Seviye'de, yapay zeka belirli ve ayrık görevler (örneğin, birim testleri yazma veya docstring ekleme) için bir "stajyer" gibi kullanılır; bu, geliştiricinin işini hızlandırsa da temel iş akışını değiştirmez. İkinci Seviye, yapay zekanın bir "junior" geliştirici gibi davrandığı, sıkıcı görevleri üstlendiği ve geliştiricinin üretkenliğini önemli ölçüde artırdığı bir aşamadır. Çoğu "yapay zeka yerlisi" geliştirici şu anda bu seviyede bulunuyor.
Üçüncü Seviye'de, yapay zeka "senior" geliştirici rolünü üstlenirken, insan geliştirici bir yöneticiye dönüşür ve ana görevi kod incelemek ve değişiklikleri denetlemek olur. Bu seviye, birçok kişi için iş akışının kötüleştiği hissini yaratabilir. Dördüncü Seviye'de ise insan, bir ürün yöneticisi (PM) rolüne bürünür; spesifikasyonlar yazar, yapay zeka ile tartışır ve planları gözden geçirir. Yapay zeka, geliştirme sürecinin büyük bir kısmını üstlenir. Beşinci Seviye ise tam otomasyonu ve bir "yazılım fabrikası" vizyonunu işaret eder. Makale, çoğu ekibin Üçüncü Seviye'de takılı kaldığını ve yapay zekanın gerçek potansiyelini tam olarak kullanmak için daha ileri seviyelere geçilmesi gerektiğini vurguluyor.
Yapay zeka, yazılım geliştirme süreçlerini kökten değiştirerek otomasyon seviyelerine göre geliştiricilerin rollerini dönüştürüyor ve bu dönüşümün her seviyesi farklı zorluklar ve fırsatlar sunuyor.