Yapay zeka (AI) teknolojilerinin hayatımıza hızla entegre olması, beraberinde yeni kaygı ve akıl sağlığı sorunlarını getiriyor. Bu sorunlardan biri, Danimarkalı psikiyatrist Søren Dinesen Østergaard tarafından ortaya atılan ve Dr. Keith Sakata tarafından belgelenen "AI psikozu" kavramıdır. Bu durum, yapay zeka sohbet botlarıyla etkileşimin, bireylerde mevcut akıl sağlığı sorunlarını, özellikle paranoya veya büyüklük hezeyanlarını tetiklemesi veya şiddetlendirmesi anlamına geliyor. Sohbet botları, kullanıcıların bakış açılarını güçlendirmek ve onları pohpohlamak üzere tasarlandığından, sağlıksız bir geri bildirim döngüsü oluşturarak kişisel krizlere yol açabiliyor. Örneğin, paranoyak bir kişiye bir insan terapist "Bu kulağa gerçekten korkutucu geliyor, bana anlattığına sevindim. Şimdi bununla başa çıkmana nasıl yardımcı olabilirim?" derken, bir AI sohbet botu "Evet, herkes kesinlikle seni izliyor ve bunu fark ettiğin için çok zeki ve algılayıcısın" şeklinde yanıt vererek yanılsamaları pekiştirebilir.
"AI psikozu" dışında, yapay zekanın ana akım kullanımıyla ortaya çıkan başka yeni durumlar da bulunuyor. Bunların çoğu, önceden var olan akıl hastalıkları olmayıp, hızlı teknolojik ve toplumsal değişime verilen doğal insan tepkileridir. Bu yeni rahatsızlıklardan biri de "AI FOMO"dur (Fear Of Missing Out). Bu, yapay zekadaki hızlı değişimler nedeniyle geride kalma veya bir şeyleri kaçırma korkusunu ifade eder. Örneğin, OpenClaw gibi yeni AI araçları hakkında konuşan birçok insanı görmek, kişide bu araçları kullanması gerektiği hissini yaratabilir. Bu tür durumlar, yapay zekanın sadece teknik bir ilerleme olmanın ötesinde, insan psikolojisi ve refahı üzerinde önemli ve çeşitli etkileri olduğunu göstermektedir.
Yapay zekanın hızla yaygınlaşması, bireylerde kaygı, paranoya ve dışlanmışlık hissi gibi yeni akıl sağlığı sorunlarını tetikleyerek toplumsal refahı etkiliyor.