Yapay zeka (YZ) teknolojileri, telif hakkı yasalarını çiğnemekten ziyade, bu yasaların mevcut kırılganlıklarını ve insan ölçeğindeki varsayımlarını gözler önüne serdi. Makale, telif hakkı yasasının uzun süredir yazılı kurallar ile pratik uygulama arasındaki boşlukla işlediğini belirtiyor. Örneğin, bir hayranın evinde yaptığı bir Sonic the Hedgehog resmi teknik olarak izinsiz bir türev eser olsa da, ticari olmayan ve küçük ölçekli olduğu sürece genellikle göz ardı edilmiştir. Bu durum, yaratımın yavaş, dağıtımın maliyetli ve yasal uygulamanın takdire bağlı olduğu "insan ölçeği" varsayımları sayesinde onlarca yıldır sessizce tolere edilmiştir. Hayran sanatı ve filmleri gibi örnekler, telif hakkı sahiplerinin para kazanmama ve resmi yayınlarla karıştırılmama gibi informal normlar çerçevesinde bu tür eserlere izin verdiğini gösterir.
Ancak üretken YZ'nin ortaya çıkışıyla bu denge bozuldu. YZ, insan ölçeğindeki kısıtlamaları ortadan kaldırarak, yüksek hacimli ve hızlı içerik üretme kapasitesiyle daha önce yönetilebilir olan gri alanları devasa bir hukuki mücadele alanına dönüştürdü. Eskiden informal bir tolerans olan durum, milyarlarca dolarlık dava ve potansiyel zararlarla sonuçlanabilecek varoluşsal bir hukuki savaşa dönüştü. Makale, bu durumun sadece dağıtımı değil, yaratımın kendisinin de yasaklanması gerektiği argümanlarına yol açtığını vurguluyor.
Telif hakkı sorununu YZ'nin eğitim aşamasında çözme önerileri, yani YZ'yi telifli içerikten "temiz" tutma fikri, pratikte uygulanabilirliği zor bir yaklaşım olarak ele alınıyor. İnternetin, telifli karakterler hakkında yasal olarak yayınlanmış içeriklerle (incelemeler, yorumlar, parodiler, haber makaleleri gibi adil kullanım örnekleri dahil) dolu olması, "temiz" bir veri setinin oluşturulmasını neredeyse imkansız hale getiriyor. Bu durum, YZ'nin telif hakkı sorununu çözmek yerine, mevcut yasal çerçevedeki derin yapısal sorunları ve belirsizlikleri su yüzüne çıkardığını gösteriyor.
Yapay zeka, telif hakkı yasalarının insan ölçeğindeki varsayımlarını ve yazılı kurallar ile pratik uygulama arasındaki boşlukları ortaya çıkararak, bu alandaki mevcut kırılganlıkları gözler önüne serdi.