Ana Sayfa

Yapay Zeka Ajanlarını Yeniden Tanımlamak: Mesajlaşma Temelli Bir Yaklaşım

1 dk okuma

Yazar, Ruby kültürü ve Smalltalk'ın "nesnelerin küçük bilgisayarlar olduğu, mesajlarla iletişim kurduğu" vizyonundan derinden etkilendiğini belirtiyor. Kodu sadece çıktı üreten bir araç olarak değil, aynı zamanda bir düşünme ve yaratıcı ifade ortamı olarak görme fikrini benimsiyor. Bu bakış açısı, Alan Kay ve ekibinin öncü fikirleriyle birleşerek, günümüz yapay zeka tartışmalarına farklı bir perspektiften yaklaşmasını sağlıyor.

Günümüzde "yapay zeka ajanları" genellikle bir LLM'in araçlarla donatılmış, belirli bir göreve odaklanmış hali olarak tanımlanırken, yazar bu yaklaşıma alternatif bir model sunuyor. Kay'in fikirlerini ciddiye alarak, bir "ajan"ın sadece görev yapan bir varlık olmaktan öte, mesajları istediği gibi yorumlayabilen, kendi içinde bağımsız bir hesaplama ortamı olabileceğini öne sürüyor. Bu, nesnelerin kendi kendine yeten bilgisayarlar olarak işlev görmesi anlamına geliyor.

Ajanlar arası iletişimin geleneksel fonksiyon çağrıları veya yapılandırılmış API'lar yerine, alıcı tarafından yorumlanan doğal dil mesajları şeklinde olması gerektiğini savunuyor. Ayrıca, mesajın anlamının bile çalışma zamanında (runtime) belirlendiği "semantik geç bağlama" (semantic late binding) fikrini ortaya atıyor. Yazar, bu yeni kavramı "prompt nesneleri" (prompt objects) olarak adlandırıyor ve bu isimlendirmenin, sistemin potansiyelini hayal etme biçimini nasıl değiştirdiğini, Sapir-Whorf hipoteziyle açıklıyor. "Ajan" kelimesi otonomi ve görevleri çağrıştırırken, "prompt nesnesi" daha esnek ve yorumlayıcı bir sistemi akla getiriyor.

İçgörü

Yapay zeka ajanlarının tasarımına, geleneksel nesne yönelimli programlama ve mesajlaşma prensiplerini uygulayarak, daha esnek ve dinamik sistemler yaratma potansiyeli sunuyor.

Kaynak