Dünya genelinde artan su kıtlığı, özellikle ABD'deki Colorado ve Mississippi gibi ekonomik açıdan kritik nehirlerin debilerinde ciddi düşüşlere yol açıyor. İklim değişikliği, yağış düzenlerini değiştirerek ve buzulları eriterek su güvenliğini tehdit etmeye devam ediyor. Mevcut politikalar, örneğin Enflasyon Azaltma Yasası kapsamında su tahsisatlarının kısılması veya kullanım azaltma karşılığında ödeme yapılması gibi önlemler, sorunu çözmekte yetersiz kalıyor. Zira bu tür kısıtlamalar, ekonomik faaliyet kaybını telafi etmeye yetmiyor ve sürekli olarak insanlara gıda üretmemeleri için ödeme yapmak sürdürülebilir bir çözüm değil; su kıtlığı açlığa yol açıyor. Mevcut su politikaları genellikle kıt yüzey suyunun yeniden tahsisine odaklanmış, bu da giderek daha iddialı barajlar ve kanallar gerektirmiş ancak pratik sınırlarına ulaşmıştır. Makale, sadece su kullanımını kısmak yerine, su arzını artırmaya odaklanılması gerektiğini savunuyor. Dünya'da su kıt değil, sadece çiftliklerimize ve şehirlerimize ulaşan tatlı su kıt. Bu bağlamda, deniz suyunu arıtarak kurumuş nehirleri yeniden doldurma fikri öne sürülüyor. Deniz suyunu tatlı suya dönüştüren ters ozmoz (SWRO) teknolojisi artık olgunlaşmış ve ölçeklenebilir bir çözüm haline gelmiştir. Eskiden çok pahalı ve niş bir teknoloji olan SWRO'nun maliyetinin büyük bir kısmı enerjiye dayanırken, güneş enerjisinin maliyetinin düşmesiyle birlikte bu teknoloji daha cazip hale gelmiştir. Yazı, su kıtlığına karşı proaktif ve agresif bir duruş sergilenmesi gerektiğini, kaderimizi kontrol altına almak için gerekli araçlara sahip olduğumuzu ve bu soruna gereken ciddiyetle yaklaşılması gerektiğini vurguluyor.
Su kıtlığına karşı mevcut kısıtlama politikalarının yetersiz kaldığı bir dönemde, deniz suyunu arıtarak nehirleri besleme ve su arzını artırma fikri, küresel su güvenliği için radikal ve uygulanabilir bir çözüm sunuyor.