Warrant canary, iletişim hizmeti sağlayıcılarının, hükümetten gelen gizli bilgi taleplerini (subpoena) ifşa etme yasağına rağmen kullanıcılarını dolaylı yoldan bilgilendirmeyi amaçlayan bir yöntemdir. Bu mekanizma genellikle belirli bir tarihe kadar herhangi bir mahkeme kararı veya gizli talep alınmadığını belirtir. Eğer bu "kanarya" belirli bir süre içinde güncellenmez veya kaldırılırsa, kullanıcılar sağlayıcının böyle bir talep aldığını varsayabilirler. Amaç, sağlayıcının mahkeme kararının ruhunu ihlal etse de harfiyen ihlal etmeden, pasif bir şekilde kullanıcılarını uyarmasıdır.
Bu tür gizli talepler, özellikle ABD'deki 18 U.S.C. §2709(c) (USA Patriot Act kapsamında) gibi yasalarla korunur ve sağlayıcıların talebin varlığını herhangi bir üçüncü tarafa, hatta kendi kullanıcılarına bile açıklamasını suç sayar. Warrant canary fikri, ilk olarak Steven Schear tarafından cypherpunks e-posta listesinde ortaya atılmış ve özellikle internet servis sağlayıcılarındaki hedeflenen bireyleri ortaya çıkarmak için önerilmiştir. 2002 yılında halk kütüphaneleri de, kullanıcıların kitap geçmişini ifşa etmeye zorlayabilecek Patriot Act'e yanıt olarak bu yöntemi kullanmayı düşünmüştür.
Terimin kökeni, kömür madencilerinin zehirli gazlara karşı erken uyarı sistemi olarak kanaryaları madenlere götürme pratiğine dayanır; kanaryalar gazlara insanlardan daha duyarlı olduğu için madencileri tehlikeye karşı uyarırdı. Ticari olarak ilk kullanımı 2006'da ABD'li bulut depolama sağlayıcısı rsync.net tarafından yapılmıştır. Apple ve Tumblr gibi büyük şirketler de şeffaflık raporlarında warrant canary ifadelerine yer vermiş, ancak daha sonra bazıları bu ifadeleri kaldırmıştır. Bu yöntem, dijital gizlilik ve şeffaflık mücadelesinde önemli bir araç olarak kabul edilmektedir.
Dijital hizmet sağlayıcılarının gizli hükümet taleplerine karşı şeffaflık sağlamak ve kullanıcılarını korumak için geliştirdiği yaratıcı bir pasif uyarı mekanizmasıdır.