Makale, video oyunlarının şüphesiz bir sanat formu olduğunu ancak geleneksel sanat dallarından oldukça farklı, "garip" bir sanat olduğunu savunuyor. Bu farklılığın temelinde, video oyunlarının oyuncuyu pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp aktif bir katılımcıya dönüştürmesi yatıyor. Oyunların özü, oyuncuya bir şeyler "tanımlamak" yerine, oyuncunun zihnini ve deneyimini "dönüştürmektir". Bu etkileşimli ve dönüştürücü yapı, oyunların sanatsal değerini anlamayı ve eleştirmeyi son derece zorlaştırıyor. Yazar, mevcut video oyunu eleştirilerinin genellikle yetersiz kaldığını, bir rüyayı anlatmaya benzediğini ve oyuncunun yaşadığı derin kişisel dönüşümü aktaramadığını belirtiyor.
Onlarca yıldır dünyanın en büyük medya sektörlerinden biri olmasına, nesiller boyu oyuncu ve geliştirici yetiştirmesine ve teknik olarak büyük bir olgunluğa ulaşmasına rağmen, video oyunu eleştirisi hala tatmin edici bir seviyeye gelememiştir. Makale, YouTube'daki uzun açıklayıcı videoların, akademik çalışmaların veya ünlü eleştirmenlerin bile oyunların benzersiz sanatsal değerini tam olarak yakalamakta zorlandığını vurguluyor. Roger Ebert gibi isimlerin geçmişte oyunların sanat olamayacağına dair iddiaları artık geniş çapta reddedilse de, oyunların ne tür bir sanat olduğu ve teknik üretimden öte sanatsal büyüklüklerinin nasıl tartışılacağı sorunu, onların doğasındaki etkileşim ve dönüşüm nedeniyle hala geçerliliğini koruyor. Bu durum, video oyunlarını kültürel peyzajda eşsiz ve çoğu zaman yanlış anlaşılan bir sanat formu haline getiriyor.
Video oyunlarının sanatsal değerini ve eleştirisinin neden zor olduğunu anlamak, bu popüler medya formunun kültürel etkileşimini ve gelecekteki gelişimini daha iyi kavramamızı sağlar.