Yazılım geliştiricilerin sıkça karşılaştığı 'ama benim makinemde çalışıyordu!' sorunu, genellikle kodun çalıştığı ortamdaki ince farklılıklardan kaynaklanır. Yanlış bir glibc bağlantısı, farklı mimari için derlenmiş bir Python wheel veya üretim ortamında eksik olan bir kernel özelliği gibi görünmez tutarsızlıklar, başarılı bir yerel derlemeyi dağıtım felaketine dönüştürebilir. Bu makale, yazılımı güvenilir bir şekilde yazmak, test etmek ve dağıtmak için doğru çalıştırma ortamını anlamanın kritik önemini vurguluyor. Sanal makineler (VM), konteynerler ve sanal ortamlar gibi terimlerin karmaşık dünyasında, her birinin farkını ve ne zaman kullanılacağını açıklayarak, donanımdan başlayıp VM'ler, konteynerler ve işletim sistemi (OS) ile dil seviyesindeki izolasyon yöntemlerine kadar çalıştırma ortamlarının evrimini izliyor.
Bilgisayar bilimleri tarihi, büyük ölçüde kaynakları kaosa yol açmadan paylaşma üzerine kuruludur. Erken sistemler her makinede tek bir iş yükü çalıştırırken, günümüzde tek bir sunucu farklı ekiplere ait binlerce izole uygulamaya ev sahipliği yapabilir. Bu evrimin temel fikri izolasyondur: kodun, bağımlılıkların ve kaynakların birbirine karışmaması için ayrılması. Ancak izolasyon ikili bir kavram değil, donanım, kernel, süreç, dosya sistemi ve dil runtime'ı gibi farklı seviyelerde var olan bir spektrumdur. Her çalıştırma paradigması bu spektrumda farklı bir nokta seçer. Makale, en ağır soyutlamalardan en hafifine doğru ilerleyerek, her yaklaşımın avantajlarını ve dezavantajlarını detaylandırıyor.
Bare metal, yani fiziksel makine, bu yolculuğun temelini oluşturur. Tek bir makine, tek bir işletim sistemi ile kodunuzu doğrudan donanım üzerinde çalıştırır. Bu yaklaşım, maksimum performans ve donanım üzerinde tam kontrol sağlarken, maliyetli olması, tedarik süresinin uzunluğu ve esnek olmaması gibi dezavantajlara sahiptir. Yüksek performanslı hesaplama (HPC) veya doğrudan donanım erişimi gerektiren eski sistemler için idealdir. Sanal makineler (VM'ler) ise verimlilikte ilk büyük sıçramayı temsil eder. Bir hypervisor yazılımı, tek bir fiziksel makineyi birden çok bağımsız sanal makineye böler ve her birinin kendi işletim sistemini çalıştırmasına olanak tanır.
Yazılım geliştiricilerin farklı çalıştırma ortamlarının izolasyon seviyelerini ve avantaj/dezavantajlarını anlayarak daha güvenilir sistemler kurmalarına yardımcı olur.