Tinnitus, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15'ini etkileyen, sürekli bir çınlama, uğultu veya tıklama sesi olarak algılanan, ancak fiziksel bir kaynağı olmayan bir durumdur. Bu "hayalet algı" (phantom percept) olarak bilinen fenomenin en yaygın biçimi olan tinnitus için henüz bilinen bir neden veya etkili bir tedavi bulunmamaktadır. Ancak, Oxford Üniversitesi'nden sinirbilimciler, tinnitus ile uyku arasında daha önce göz ardı edilmiş kritik bir bağlantı olduğunu keşfettiler.
Araştırmacılar, tinnitus ve uykunun her ikisinin de beynin spontan aktivitesine dayandığını ve bu iki durum arasındaki benzerliklerin, tinnitusun anlaşılması ve tedavisi için yeni yollar sunabileceğini belirtiyor. 2022'de yapılan bir inceleme, uykunun tinnitusu nasıl etkileyebileceğini ve tersini işlevsel düzeyde ele alan ilk çalışma oldu. Bu inceleme, derin uyku sırasında (non-REM uyku) meydana gelen büyük spontan beyin aktivitesi dalgalarının, tinnitusa yol açan beyin aktivitesini baskılayabileceği hipotezini ortaya attı.
Bu hipotezi test etmek için 2024'te vizonlar üzerinde yapılan deneylerde, daha şiddetli tinnitus geliştiren vizonların uyku düzenlerinin de bozulduğu gözlemlendi. Gürültüye maruz kaldıktan sonra tinnitus ile birlikte uyku sorunlarının ortaya çıkması, bu iki durum arasında net bir bağlantı olduğunu gösterdi. Tinnitus geliştiren vizonların sese karşı aşırı duyarlı beyin aktivitesi gösterdiği, ancak non-REM uykuya geçtiklerinde bu hiperaktivitenin azaldığı belirlendi. Bu bulgular, uykunun aynı beyin devrelerini kullanarak tinnitusun etkilerini geçici olarak maskeleyebileceğini düşündürüyor ve tinnitus tedavisinde uyku düzenlemelerinin potansiyel rolüne işaret ediyor.
Tinnitus ve uyku arasındaki yeni keşfedilen bağlantı, bu yaygın ve tedavisi olmayan rahatsızlık için gelecekteki tedavi stratejilerine ışık tutabilir.