Ana Sayfa

Thomas Mann ve Çelişkilerle Dolu Büyülü Dağ'ı

1 dk okuma

Thomas Mann, 1924'te André Gide'e yazdığı bir mektupta yeni romanı Büyülü Dağ'ı (The Magic Mountain) göndereceğini ancak okumasını beklemediğini belirtmişti. Mann, eseri "son derece sorunlu ve 'Alman' bir çalışma" olarak tanımlıyor, devasa boyutları nedeniyle Avrupa'nın geri kalanı için uygun olmadığını düşünüyordu. Morten Høi Jensen'in Büyülü Dağ üzerine yaptığı bilgilendirici çalışma, Mann'ı özünde çelişkili bir yazar olarak konumlandırıyor: bir işadamı gibi giyinip davranan bir sanatçı; altı çocuklu geleneksel bir evlilik içinde eşcinsel bir birey; ölüm ve yozlaşma takıntılı saygın bir burjuva.

Mann'ın şüphelerine rağmen, bu çok garip ve uzun roman, Avrupa'da ve üç yıl sonra Amerika'da büyük ilgi gördü. Büyülü Dağ, Kayıp Zamanın İzinde, Ulysses ve Deniz Fenerine gibi eserlerle birlikte edebi modernizmin zirvelerinden biri olarak kabul edildi. Roman, genç kahramanı Hans Castorp'un kuzenini ziyaret etmek için gittiği bir Davos tüberküloz sanatoryumunda birkaç gün kalmayı planlarken yedi yıl boyunca orada mahsur kalmasını anlatır. Romanın konusu, yazım sürecini de yansıtır: Başlangıçta Venedik'te Ölüm'e neşeli bir karşıt olarak tasarlanan bir novella iken, 1913'te başlayan yazımı on yıldan fazla sürdü. Birinci Dünya Savaşı, yazarın siyasi ve ahlaki görüşlerini radikal bir şekilde değiştirdiği için kitabın boyutunu, kapsamını ve ruh halini de kökten etkiledi.

Savaşa katı bir muhafazakar olarak başlayan Mann, 1920'lerin başında itibarsızlaştırılmış Weimar Cumhuriyeti'ni savunan konuşmalar yapmaya başladı. Bu çalkantı, Büyülü Dağ'a yansıdı; özellikle Lodovico Settembrini (hümanist) ve Leo Naphta (sağcı radikal) karakterleri Hans Castorp'un ruhu için mücadele eder. Jensen'in, Mann'ın değişen siyasi görüşlerini titizlikle anlatması, bir romanın yaratıcısından daha fazlasını bilebileceği teorisini destekler niteliktedir. Jensen, Mann'ın ebeveynliği gibi konularda bazı düzeltmeler yapmaya çalışsa da, bu iddialarını yeterli kanıtlarla desteklemekte bazen yetersiz kalır.

İçgörü

Thomas Mann'ın kişisel çelişkileri ve Birinci Dünya Savaşı'nın yıkıcı etkisi, modern edebiyatın başyapıtlarından biri olan *Büyülü Dağ*'ın oluşumunda kritik rol oynamıştır.

Kaynak