Elizabeth Lopatto, The Verge'deki yazısında, Apple ve Google CEO'ları Tim Cook ile Sundar Pichai'yi, X (eski adıyla Twitter) uygulamasının Grok yapay zekasını kullanarak kadın ve çocukların deepfake görüntülerini oluşturmasına rağmen uygulamayı mağazalarından kaldırmadıkları için "korkak" olmakla eleştiriyor. Lopatto'nun haklı öfkesi, teknoloji devlerinin kendi değerlerini hiçe sayarak bu duruma göz yummasını sorguluyor. X'in bu tür içeriklere izin vermesi ve platformdan atılmaması, Silikon Vadisi liderliğinin ahlaki duruşu hakkında ciddi sorular ortaya çıkarıyor.
John Gruber ise Lopatto'nun öfkesinin haklı olduğunu kabul etmekle birlikte, eleştirinin yönünü biraz yanlış buluyor. Gruber'a göre, Cook ve Pichai'nin bu eylemsizliği Elon Musk korkusundan değil, Donald Trump'tan duydukları derin korkudan kaynaklanıyor. ABD Başkanlık makamının, özellikle Trump'ın ikinci döneminde gösterebileceği eşsiz ve sınırsız gücü, teknoloji şirketlerinin CEO'larının gücünü gölgede bırakıyor. Trump'ın 2020'deki yenilgisi ve hukuki sorunlarına rağmen, başkanlık makamının ona verdiği potansiyel güç, bu dev şirketlerin liderlerini doğrudan bir çatışmadan kaçınmaya itiyor.
Gruber, Tim Cook ve Sundar Pichai gibi dünyanın en büyük şirketlerinden ikisinin CEO'larının bile, bir ABD Başkanı'nın gücü karşısında ne kadar küçük kaldığını vurguluyor. Bu derin güç dengesizliği, teknoloji liderlerinin "mahremiyet bir insan hakkıdır" gibi ahlaki söylemlerinin, siyasi baskı karşısında ne kadar anlamsız kalabileceğini gösteriyor. CEO'ların, şirketlerini Trump ile doğrudan bir çatışmaya sokmalarının sonuçlarının tahmin edilemez ve yıkıcı olabileceği düşüncesi, onların X gibi bir uygulamaya tolerans göstermesine yol açıyor. Bu durum, şirketlerin değerlerini sadece hissedar değeriyle sınırlayıp sınırlamadığı sorusunu gündeme getiriyor.
Teknoloji devlerinin platform kararlarında siyasi gücün ve başkanlık makamının beklenenden çok daha etkili olduğunu ortaya koyuyor.