Ana Sayfa

Tek Sorumluluk Prensibi'ne Farklı Bir Bakış ve Yeniden Kullanılabilir Kod Mimarisi

1 dk okuma

Tek Sorumluluk Prensibi (SRP), SOLID prensiplerinin önemli bir parçası olmasına rağmen, yazılım sistemlerini aşırı parçalamak için sıklıkla yanlış kullanılmaktadır. Yazar, bu prensibin her kod satırına ayrı bir sorumluluk atfedilerek, sistemlerin tanınmaz hale gelmesine ve hatta "dağıtık monolitler" veya "spagetti kod" oluşmasına yol açabildiğini belirtiyor. Küçük bileşenlerin bile daha fazla parçalanabileceği yanılgısı, SRP'nin yanlış yorumlanmasından kaynaklanmaktadır.

Yazar, kodun nereye yerleştirileceğine karar verirken "kodu minimize et, kullanım durumlarını maksimize et" mantrasını benimsemenin faydalı olduğunu savunuyor. Bu yaklaşım, mümkün olduğunca çok yeniden kullanılabilir yazılım bileşenine sahip olmayı ve bir organizasyon içindeki toplam kod miktarını azaltmayı hedefler. İkinci bir projede hemen kullanmasanız bile, yeniden kullanılabilirlik için tasarım yapmak, zarif ve sürdürülebilir bir yazılım mimarisine yol açar.

Yeniden kullanılabilirliğe somut bir yaklaşım olarak Siedersleben'in "kan grubu yasası" önerilmektedir. Bu yöntem, bileşenleri farklı gruplara ayırır: Grup 0 (Jenerik bileşenler), teknik detaylar veya iş mantığı içermeyen, her yerden tüketilebilen genel kodları barındırır (örn: Lodash). Grup T (Teknik bileşenler), şirket dışı değeri olan ve açık kaynak olmaya aday teknik bileşenlerdir (örn: nconf). Grup A (Alan bileşenleri), iş mantığını içerir. Amaç, A bileşenlerindeki mantığı genelleştirerek mümkün olduğunca çok kodu Grup 0 veya Grup T'ye taşımaktır. Grup AT ise, bir T bileşeninin bir A bileşenini çağırması veya kullanması durumu olup, kaçınılması gereken bir anti-paterndir. Bu yaklaşım, kodun daha düzenli ve yeniden kullanılabilir olmasını sağlar.

İçgörü

Yazılım tasarımında Tek Sorumluluk Prensibi'nin yanlış yorumlanmasının önüne geçerek, kodun yeniden kullanılabilirliğini artıran ve daha sürdürülebilir mimariler oluşturan somut bir sınıflandırma yöntemi sunuyor.

Kaynak