Kanada Çayırları'ndaki sulak alanlar, su depolama ve filtreleme, yaban hayatı için yaşam alanı sağlama, atmosferi soğutma ve karbon tutma gibi paha biçilmez ekolojik faydalar sunmaktadır. Ancak bölgedeki tarım arazilerinde ve kentsel gelişim alanlarında, mahsul üretimini artırmak ve yerleşim alanlarını genişletmek amacıyla bu sulak alanlar yoğun bir şekilde kurutulmaktadır. Sulak alanların doğal olarak sera gazı (GHG) salımı yapması nedeniyle, kurutmanın net emisyonlar üzerindeki etkisi şimdiye kadar tam olarak anlaşılamamıştı.
Yeni bir çalışma, Kanada Çayırları'nda yaygın sulak alan kurutmasının yılda 2.1 milyon ton karbondioksit eşdeğeri (CO₂-eq) salımına yol açtığını ortaya koymuştur. Bu miktar, bölgedeki tarım sektörünün toplam emisyonlarının yüzde beşinden fazlasına tekabül etmektedir. Çalışma, sulak alan kurutmanın tarıma fayda sağladığı, ekipman çalışma süresini ve yakıt tüketimini azaltarak karbon ayak izini düşürdüğü yönündeki iddiaların bilimsel bir temeli olmadığını vurgulamaktadır. Aksine, kurutma işlemleri karbon ayak izini önemli ölçüde artırmakta ve diğer çevresel sorunlara yol açmaktadır.
Araştırma, sulak alanlar kurutulduğunda, karbon açısından zengin tortuların havaya maruz kalarak hızla ayrışmasını ve büyük miktarda karbondioksit salmasını temel neden olarak göstermektedir. Ayrıca, kurutulan alanların tarım arazisine dönüştürülmesi, yeni ekim yapılan topraklardan ek sera gazı emisyonlarına neden olmaktadır. Bu durum, sadece emisyonları artırmakla kalmayıp, akarsu akışları, besin maddesi ihracı ve ördekler gibi kuş türlerinin kaybı gibi ekolojik denge üzerinde de olumsuz etkiler yaratmaktadır.
Kanada'daki sulak alanların tarım ve kentsel gelişim uğruna kurutulması, sanılanın aksine önemli miktarda sera gazı emisyonuna neden olarak iklim değişikliğiyle mücadeleyi olumsuz etkiliyor.