2014 yılında Stanford Üniversitesi'nde konuşan Merriam-Webster editörü Peter Sokolowski, sözlüğün durağan bir belge değil, insanların yazma ve konuşma biçimlerine yanıt olarak sürekli güncellenen canlı bir varlık olduğu fikrini ortaya koydu. Sokolowski, Merriam-Webster editörlerinin halkın dili nasıl kullandığını yakından takip ederek çalışmalarına yön verdiğini vurguladı. Örneğin, "xi" ve "za" gibi Scrabble kelimelerinin gece geç saatlerde çevrimiçi sözlükte popüler aramalar olması veya Sevgililer Günü öncesi "aşk" kelimesinin sıkça aranması gibi ilginç detaylar paylaştı. Bu durum, sözlüğün aslında objektif bir gerçeklik kalesi değil, dili kullanan insanlar tarafından derlenen dinamik bir eser olduğunu gözler önüne seriyor.
Sokolowski'ye göre, sözlük editörleri dilin tabelalarda, romanlarda, makalelerde ve özellikle web'de nasıl kullanıldığına dikkat ediyor. Çevrimiçi sözlükteki kelime arama verileri üzerinden trajedilerin duygusal yansımalarını takip edebiliyorlar. Örneğin, 11 Eylül gibi olayların hemen ardından insanlar önce "moloz" (rubble) veya "triyaj" (triage) gibi somut kelimeleri ararken, daha sonra "terörizm" veya "şovenizm" gibi kavramsal terimlere, ardından da "boyun eğmek" (succumb) veya "gerçeküstü" (surreal) gibi psikolojik kelimelere yöneliyorlar. Bu durum, insanların sözlüğe sadece yeni kelimeler öğrenmek için değil, belirsizlik anlarında doğrulanmış bir bilgi kaynağına tutunmak ve anladıklarını teyit etmek için de başvurduğunu gösteriyor.
Bu eğilim, 2020 Ocak ayında "pandemi" kelimesinin, Mart ayında ise "koronavirüs" kelimesinin arama trendlerinde patlamasıyla açıkça görüldü. 2024 seçim gecesinde "faşizm", "LOL", "bellwether" ve "gaslighting" gibi kelimelerin en çok arananlar arasında yer alması da, sözlüğün toplumsal olaylara ve duygusal dalgalanmalara nasıl ayna tuttuğunu gözler önüne seriyor. "Irregardless" gibi tartışmalı kelimelerin bile popülerliğini koruması, dilin sürekli evrimini ve kullanıcıların merakını yansıtıyor.
Sözlükler, sadece kelime anlamlarını barındıran durağan eserler olmaktan öte, toplumsal olaylara, duygusal değişimlere ve dilin evrimine gerçek zamanlı ayna tutan canlı veri kaynaklarıdır.