Başlangıçta sosyal medya platformları, kullanıcıların tanıdıkları veya sevdikleri kişileri takip ettiği, güncellemeleri paylaştığı ve gerçek bildirimler aldığı, samimi birer sosyal alanlardı. Web 2.0'ın bir parçası olarak, kullanıcı katılımı ve etkileşimi üzerine kurulu bu platformlar, internetin potansiyelini gerçekleştirdiği hissini veriyordu. Ancak 2012-2016 yılları arasında işler değişmeye başladı.
Bu değişimin ilk işaretlerinden biri, sayfaların sonunun olmadığı "sonsuz kaydırma" özelliğiydi. Bu, kullanıcıların web sayfalarını bir başlangıcı ve sonu olan nesneler olarak algılama alışkanlığını bozdu. Ardından, anlamlı sinyaller olmaktan çıkan, platformun kendi çıkarlarına hizmet eden yanıltıcı bildirimler geldi. Eskiden takip edilen kişilerin paylaşımlarıyla ilgili olan bildirimler, zamanla alakasız içerikleri de kapsayarak manipülatif bir hal aldı.
Zamanla, ana akışlarda arkadaşlardan gelen gönderiler azaldı, yerine rastgele yabancılardan gelen ve alakasız içerikler çoğaldı. Bu durum, platformların "sosyal" olma özelliğini yitirmesine neden oldu. Yazar, bu hizmetlerin artık dikkatini değersiz içeriklerle harcayan bir "dikkat medyası"na dönüştüğünü belirtiyor. Makale, bu dönüşümün kullanıcı deneyimini nasıl olumsuz etkilediğini vurgularken, Mastodon gibi alternatiflerin eski "sosyal" deneyimi geri getirme potansiyeline dikkat çekiyor.
Sosyal medya platformlarının, kullanıcı bağlantısından ziyade dikkat çekmeye odaklanarak özgün sosyal etkileşimi nasıl feda ettiğini ortaya koyuyor.