Demian Goos adlı 35 yaşındaki bir matematikçi ve gazeteci, matematik tarihinin en büyük figürlerinden Georg Cantor'un mirasını yeniden yazabilecek kayıp bir mektubun peşine düşer. Cantor, 150 yıl önce Almanya'daki Halle Üniversitesi'nde sonsuzluk kavramını matematik dünyasına kazandıran ve 1874'te yayımladığı makalesiyle bu alanda devrim yaratan bir isimdi. O dönemde sonsuzluk, matematikçiler tarafından kaçınılması gereken bir "matematiksel kötü huylu tümör" olarak görülüyordu. Cantor'un çalışmaları, matematiğin temel varsayımlarını sorgulamaya zorladı ve tüm konunun yeniden yazılmasına yol açacak yeni bir çalışma alanı doğurdu.
Goos, Cantor'un mektuplarını incelemek üzere Halle'ye gider ve burada daha önce hiç görülmemiş, İkinci Dünya Savaşı'nda veya Cantor'un kendisi tarafından yok edildiği düşünülen bir mektupla karşılaşır. Bu mektup, ünlü Alman matematikçi Richard Dedekind'e ait olup 30 Kasım 1873 tarihini taşımaktadır. Mektubun keşfi, Goos'u derinden sarsar çünkü bu, Cantor'un 1874 tarihli çığır açan makalesinin aslında bir intihal eylemi olduğunu kanıtlama potansiyeline sahiptir. Bu bulgu, Cantor'un matematik tarihindeki yerini ve sonsuzluk teorisine katkılarını tamamen farklı bir ışık altında değerlendirmemize neden olabilir.
Matematik tarihinin en önemli figürlerinden Georg Cantor'un sonsuzluk teorisine ilişkin çalışmalarının kökenleri, yeni keşfedilen bir mektupla intihal şüphesi altına girerek, onun mirasını ve matematiksel devrimini yeniden yorumlama potansiyeli taşıyor.