Makale, Silikon Vadisi ile Komünist Parti arasındaki şaşırtıcı benzerliklere dikkat çekiyor: her ikisinin de aşırı ciddi, kendilerini fazlasıyla önemseyen ve mizah anlayışından yoksun yapılar olması. Yazar, Bay Area'nın bir zamanlar sahip olduğu yaramaz ruhun kaybolduğunu ve teknoloji devlerinin ya sıradan kurumsal bir dil kullandığını ya da yapay zeka hakkında kıyamet senaryoları üreten felsefi bir ton benimsediğini belirtiyor. Sam Altman'ın yapay zekanın dünyanın sonunu getirebileceği ancak bu süreçte harika şirketlerin kurulacağı yönündeki "şakası" bu ciddiyetin bir örneği olarak sunuluyor. Aynı şekilde, Komünist Parti'nin de benzer bir dil kullandığı, Politbüro üyelerinin sıkıcı konuşmalar yaptığı ve parti çıkarlarına karşı çıkanlara yönelik tehditler savurduğu ifade ediliyor. Xi Jinping'in "şakaları" bile, suyun temizliğini belediye başkanının yüzüp yüzmeyeceğiyle ölçmek gibi, mizahdan uzak örnekler olarak gösteriliyor.
Yazar, hem Silikon Vadisi'nde üst düzey bir VC hakkında şaka yapmanın hem de Merkez Komitesi üyesi hakkında şaka yapmanın neredeyse aynı derecede tehlikeli olduğunu vurguluyor. Her iki gücün de günümüz dünyasını şekillendiren en etkili faktörlerden ikisi olduğu, kendi merkeziliklerini artırırken ulus devletlerin yetkisini zayıflattığı belirtiliyor. Yazarın Yale'den Stanford'a taşınmasıyla birlikte, on yıl öncesine göre çok daha tuhaf bulduğu bir Bay Area deneyimini aktarıyor. 2015'te daha çok tüketici uygulamaları ve kripto paralar üzerinde çalışılırken, günümüzde San Francisco'da her şeyi yapay zeka domine ediyor ve teknoloji sahnesi ABD siyasetinde çok daha büyük bir rol oynuyor. Kaliforniya'nın doğal güzellikleri içinde "Tanrı'yı bir Kutuda inşa etmeye çalışan" nerd'lerin ve arka planda Deccal'in doğası üzerine dersler veren Peter Thiel gibi figürlerin varlığı, bu tuhaflığı pekiştiriyor.
Teknoloji dünyasının ve siyasi güçlerin artan ciddiyeti ve mizah anlayışından yoksunluğu, günümüz dünyasını şekillendiren iki büyük gücün ortak bir özelliğini ortaya koyuyor.