Ana Sayfa

Saul Bellow'un Çok Yönlü Zihni ve Edebiyatın Dönüşümü

1 dk okuma

Yazar, yirmi yıl önce, Saul Bellow'un vefat ettiği yıl, Hindistan'da Ravelstein adlı romanıyla tanışır. O dönemde genç olmasına ve Bellow'un eserlerindeki Yahudilik, hastalık, yaşlılık, ölüm, evlilik, siyaset, tarih ve dostluk gibi olgun temalara yabancı olmasına rağmen, Bellow'un "rahatlatıcı dehasından" derinden etkilenir. Bu ilk karşılaşma, yazarın Bellow'un tüm eserlerini, denemelerini, mektuplarını ve biyografilerini okumasına yol açar ve onu "bin yıllık Bellovian" olarak tanımladığı nadir bir hayran haline getirir.

Makale, Bellow'un eserlerini 2000'li yılların genel edebi atmosferiyle karşılaştırır. Bu dönem, Cloud Atlas gibi gösterişli ama soluk eserlerin, George R.R. Martin ve J.K. Rowling gibi yazarların ticari gişe rekortmenlerinin ve "histerik realizm" olarak adlandırılan Zadie Smith, Jonathan Safran Foer gibi yazarların postmodern melodramlarının yükselişine tanık olmuştur. Ayrıca, Freakonomics gibi hafif araştırmalara dayalı, dünya fenomenlerini kolayca açıklama iddiasındaki "Gladwellian" tarzı kurgusal olmayan eserler ve Eat, Pray, Love gibi küresel turizmin ruhu uyandıran potansiyelini anlatan anı-seyahatnameler popülerdi. Bu dönemde yayıncılık dünyası, büyük sesler ve ticari başarılar peşindeydi. Denis Johnson ve Norman Rush gibi önemli yazarların eserleri takdir görse de, geniş kitlelere ulaşmakta zorlanıyordu. Yazar, Bellow'un zamansız dehasının, bu dönemin yüzeysel ve ticari eğilimlerinin aksine, derinlik ve kalıcılık sunduğunu vurgular.

İçgörü

Edebiyatın zamansız değerinin, dönemsel trendlerin ötesinde nasıl bir okuyucu kitlesi bulabileceğini ve derinlikli eserlerin kalıcılığını gösteriyor.

Kaynak